13 Şubat 2012 Pazartesi

Yine Yeniden


Sanırım, Rumeli Feneri'ne gitmektende, burada paylaşmaktanda hiç sıkılmayacağım. Oranın tanıtımı için gönüllüyüm. Gerçi çok tercih edilmesi demek trafik demek, bu da bizim gidişimizi zorlaştırmak demek en iyisi böyle kalması.

Sabah arkadaşlarla kahvatı toplantımız akşam üstüde Rumeli Feniri'ne gitmemizle devam etti. Gitmişken her zamanki restaurantda balık yemeden de dönmek olmazdı tabi. Kahvaltılar, yemekler derken bu haftasonunu +2 kilo ile tamamladım.


Kahvaltılar, yemekler masadaki kişi sayısı arttıkça dahada keyifli hale geliyor. Yediklerimizin tadı bile daha güzel geliyor, yada keyfli sohbetten yemeklerin tadına takılmıyorsunuz :)


Keyifli, güzel bir hafta olsun :)

7 Şubat 2012 Salı

Önce Mantık



Elif şafak'ın daha önce Aşk'ını okumuştum. Onu da İskender gibi biraz zaman geçtikten sonra okumayı tercih ettim. Reklamı fazla yapıldığı için ve kısa sürede herkesin elinde gözükmeye başladığı zaman ilk başta okumak itici geliyor. Ama haklarında yapılan güzel yorumlardan sonra okumamak olmuyor.

 İskender'ide ben çok sevdim, konusunu bilmeyen yoktur sanırım. Ben bu kitapla tekrar anladım ki mahalle delikanlısı pozlarında gezen, ailedeki kadınların kendince namuslarını korumamakla görevli olduklarını sanan adamları hiç sevmiyorum. Hele birde bu pozlara bürünmüş ergen erkek çocukları yokmu, bazısı kendinde annesine karışma  hakkını bile buluyor. Yetiştirme ve çevre faktörü diyebiliriz ama İstanbul vb yerde yaşayıpta ( hatta kitaptaki gibi Londra'da  yaşayıp ) bu zamanda kendini yetiştirmeyi beceremeyen, kendi mantığını kullanamayan bu çocukları anlamakda zorlanıyorum. Herşey ailede başlıyor sonrasında eğitim ama çocuğun kişiliği de önemli. Bazen görüyoruz bir ailede iki kardeşten biri serseri, diğeri kendini geliştirmiş, eğitimli olmasa bile mantığıyla hareket edebiliyor.  Benim için öncelikli olanda bu; dünya klasiklerinin adını sayamayabilirsin, ekonomiden anlamayabilirsin.  Ama insanlara, çevreye, hayvanlara sevgili ve saygılı oldunmu herşey güzelleşir. Beraber yaşamamız kolaylaşır.

Kitapla ilgili kötü gelen tek şey kapakta kendi fotoğrafının olmasıydı. Benim gibi okumakta geçikenlere tavsiye ederim :)

3 Şubat 2012 Cuma

Yardımlaşmak



Hafta sonu tatili için planlarımızı yapıp sabırsızlıkla gelmesini bekliyoruz. Cuma sabahı ile bizi güzel bir telaş sarıyor. Bu hafta sonu planlarınızdan küçük bir süreyi çalmak istiyorum. Kütüphanenizin başında biraz vakit geçirip kitap ayırabilir misiniz? Sebebine gelirsek; bu hafta içersinde  bana gelen bir yorumda çok güzel bir projeden bahsediliyordu. Köy okuluna kurulucak kütüphaneyi oluşturmak için bizlerden destek bekliyorlar.

Konu ile ilgili detaylara bu linkten ulaşabilirsiniz. Ne kadar çok kişiye duyurabilirsek kütüphaneleri o o kadar  güzel olur :)

Hepimiz için bol keyifli, neşeli bir hafta sonu diliyorum :))

1 Şubat 2012 Çarşamba

İzler

Bedenimdeki izlere baktıkça  neden iz olarak kaldı demek  yerine bana anımsattıklarını hatırlamayı seviyorum.


Mesela, dizimdeki ize bakınca 6-7 yaşlarıma dönüyorum. Kıyıdan girip derinliğe bakmadan hiçbir iskeleden  atlamam gerektiğini öğretmişti. Halada tekneyle açıldığımızda bile önce başkalarının atlamasını bekler durumu gördükten sonra atlarım.


Kolumdaki dikiş izi beni 18 yaşıma götürüyor. Basit dikkatsizliklerin ani hareketlerin nasıl bir kazaya dönüştüğünü hatırlıyorum. Estetik dikiş atılmasına rağmen izler belirgin oldukları için pek sevmiyordum, ama zamanla ben büyüdükçe orda gördüğüm tek şey hayatın ne kadar önemli olduğu oldu.


Sonra ayak bileğimde bir iz var. Nişanımdan bir hafta önce düşmüştüm yara oldu yaranın kapanması çok uzun sürdü. Bir yıl sonra nikahtan bir hafta önce gene aynı yerde düştüm ve aynı yer yara olunca bana hatıra bir iz bıraktı. Onlara baktıkça iyi yada kötü niyetlide olsa nazara inanmaya başladım.

Sonra geçen hafta yanağımda bir sivilce çıktı, günler sonra geçti ama ufak bir iz bıraktı. İşte bu izin benim için hiçbir anlamı yok, olmasa daha iyiydi :)

30 Ocak 2012 Pazartesi

Evde Olunca


Haftaçi evde olmanın nasıl güzel bir his olduğunu unutmuşum. Cuma günü unuttuğum bu keyfi yaşadım. Biraz ağrım olsada günü oturarak geçirince çok güzel geçti.




Annem oturmaktan sıkılınca , tek ayağına basarak evde küçük çaplı birşeyler hazırladı. Banada sevdiğim koltuğuma kurulup tadlarına bakmak düştü.



Sonra birazda köşe koltuga geçip çayla içimi kaloriferle de ellerimi ısıttım.



Evdeyim ya o köşeden o köşeye gezindim diyebilirim. Birazda balkon camından dışarsını seyrettim.



Sonra dışardan yokuşta kayan çocukların seslerine kulak verip onları izledim. Ama üşümüş olmalılarki ben  fotoğraflarını çekene kadar onlar gitti :(  İşe giderken kabusum olan kar evde olunca güzel geldi.  Arada ev hanımı olmak çok keyifli, işteyken aklım evde kalacak :)

Ve yine karlı bir hafta, hepimize güzel bir hafta olsun :))

25 Ocak 2012 Çarşamba

Şeytanın İflası




Nermin Bezmen'in anlıtm dilini sevdiğimi daha önce burada  ve burada yazmıştım. Sırça Tuzak'ın devamı olan bu kitabın anlatım dilini ise hiç beğenmedim. Tıpkı Bizim Gizli Bahçemiz'deki gibi abartılı bir anlatım var. İyiler tam bir melek, kötü ise şeytan.  Kitaptaki aile Vardarlar diye geçesede Bezmenler olduğunu varsayarsak Nermin Bezmen özellikle Anberin karakterini ( bana göre kendini ) okadar çok övmüşki okurken bana çok sıkıcı geldi.

Çok iyi diye sınıflandıraln insanların bile mutlaka kötü denebilecek yönleri vardır. Ama bunlar ukat tefek şeyelerdir. Kitaplarda veya dizilerde bir karakterin melek gibi gösterilmesi, hiçbir zafının olmaması bana itici geliyor.   

Kurt Seyt & Shura / Murka,   Sır ve Aurora'nın İncileri'ni yazan yazar ile bu kitabın yazarının aynı olması çok şaşırtıcı. Onların verdiği keyfi bu kitaptan alamadım. Ama Sırça Tuzak'ı okuyanlar için devamını öğrenmek adına okunabilir.

23 Ocak 2012 Pazartesi

İstanbul Efendisi


Cuma akşamını uzun zamandır ihmal ettiğimiz tiyatroya ayırdık ve çok eğlendik. Istanbul Efendisi bol müzikli ve eğlenceli bir oyun. Ve anladımki Engin Alkan'ın yönettiği oyunlar bana hitap ediyor.



Çağlar Çorumlu ise benim gönlüme taht kurdu. Birkaç dizide oynamıştı, ama orda oyunculuğunu gösterme imkanı bulduğunu zannetmiyorum. İlk kez Tarla Kuşuydu Juliet'de izlemiştim, müthişti bu oyunda gene müthiş. Sadece onu izlemek için bile gidilir. Komedide abartıya çok kaçıldığı için çoğu oyuncuyu fazla sevemiyorum, ama Çağlar Çorumlu role öyle bir bürünmüşki rol yapmıyor gerçekten yaşıyor.

Oyunun konusu ise sitede kısaca anlatıldığı gibi : Kendine damat beğenen bir baba kızının başka birini sevdiğini öğrenirse ne yapar? Savletî Efendi, kızının gönlüne yön vermek için cinlere perilere bel bağlamıştır... Musahipzade Celâl, İstanbul Efendisi ile Osmanlı'nın Lale Devri'nden sonraki gündelik yaşantısını ve sosyal ilişkilerini hicvediyor.