Gezdim Gördüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezdim Gördüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Haziran 2012 Pazartesi

Ben Geldim :))

Sabırsızlıkla beklediğim düğünde tatilde bitti, şehrimize geri döndük.  Evlilik törenlerinde anne babalara söz geçiremeyince yolda görsek tanımayacağımız uzak akrabalar, tanıdıklar düğünde oluyor ama sünnet düğününde karar size ait, yakın akrabalar ve sevdikleriniz ile beraber oluyorsunuz. Böyle olunca düğün bu zamana kadar en çok eğlendiğim düğün oldu rüya gibi geçti.


 Tatil ise tadımlık gibi geldi geçti, tabiki 1 hafta yetmedi. Otel Marmaris'in en güzel koylarından biri olan Çiftlik Koyu'nda. Bol virajlı yollardan gidilsede, bu güzel berrak deniz için değer :) Tabi virajlı yolu göze alamayınca sadece bi akşam Marmaris'e indik.  Bodrum, Cunda adası'ndaki gibi bir çarşı beklerken, bulduğum kapalı çarşısı beni hayal kırıklığına uğrattı. Marmaris merkezini pek sevmedim diyebilirim.



 Birdahad a koydan hiç ayrılmadık. Tatil benim için; deniz şezlong arada su kaydırağından ibaret oldu :) Koyda biz, diğer ucunda da bir kaç restaurant vardı. Haziran başında tatile gidince; ilk günler tesis oldukça sakindi. Bu sakinliğe alışınca son günler gelen gruplara düşman gözüyle bakmaya başladım :)  Malum her gelen insan sranın uzaması demek tabi :)



Çocuklu tatil ise çok zevkliydi. Mert otelin maskotu oldu. Öğle uykusuna gittiğinde bile özledik, çabuk uyansa diye sabırsızlandık :)


Tatil boyunca haftasonu kaçamağı için İstanbul'a yakın yerler düşündüm. Ve deniz alır götürür mantığı ile her pisliği denize akıtıp Marmara Denizi'ni mahfeden nesilin bol bol kulaklarını çınlattım...



Tatilde iken sanki hayat durmuş, herşey deniz güneş kumdan ibaretmiş gibi geliyor. İstanbul'daki hayat işler ne kadar uzak geliyor...
Bu kadar uzaklaşmışken; a tatil beldelerine yakın diye İzmir'e mi taşınsak diye düşündüm. Yada Bodrum'a yerleşmek nasıl olur dedim.  Sonunda gene İstanbul'da kaldım... Böyle hayellerle tatil bitti, bügün ise ofis hayatına geri döndüm.


Özlemişim buraya yazmayı sizleri okumayı, budaböyle daldan dala bir yazı oldu....

5 Mart 2012 Pazartesi

Cennet Gibi




İnşaatı yeni bittiğinde önünden geçerken "buraya kim gelir ki?" demiştim. Sonra açıldıktan sonra tekrar önünden geçtiğimde otaparkın doluluğunu görünce "bu ne kalabalık, burda ne var ki böyle?" demiştim. Sonra ilk defa gittiğimmizde çok ucuz olduğunu gördüm. Pazar günü tekrardan gittik. Bizim gibi Avrupa yakasında oturanlar için biraz uzak olsada senede bir-iki defa gitmeye değer.

O kadar çok mağaza varki hepsine bakmadığımız halde gezmek 5 saatimizi aldı. Fiyatlar çok uygun, mesela Mango'dan aldığım 5 parça kıyafetin ilk etiket fiyatına göre toplam 355 Tl tutarken, sadece 51 TL ödedim :)) sonra sezon başından beri aradığım modeldeki bir eteği 14 TL'ye buldum.  Fiyatlar anlatmakla bitmez, gidip bir bakmanız gerek. 

Şehiriçinde de pek çok outlet avm var ama bence burası daha ucuz. Alışveriş sonrasında,lunaparkda eğlenebilir, pony clu'a geçebilir yada carting de yarışabilirsiniz. Ya da ördekleri izleyerek kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Açık alanda olduğu için, sokakda dolaşıyormuşsunuz gibi olması güzel ama yağmurda, karda gidilmez tabi :) Giderseniz yorumlarınız bekliyorum :)

İyi haftalar olsun bize :)

Bu kadar anlatıp ismini yazmamak :(   Alışveriş merkezi Kurtköy'de "Via Port"
Yorumda sorulmasa hala farkında değilim.

*Fotoğraf web sitesinden.

6 Aralık 2011 Salı

Beypazarı

Kuzenimi ziyaret etttikten sonra, vakit kalınca Beypazarı'nı gezmeye gittik. Eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu şirin ilçeyi ben çok beğendim :)  Tek sorun güneşli olmasına reğmen soğuk havaydı. Istanbul'daki havaya pek benzemiyor ısıran soğuk dedikleri bu olsa gerek.

Konaklara hayranım, etrafta bol bol görme şansınız oluyor.


Küçük bir çarşısı var. Bakırlar, dertsiz denilen desen desen leke tutmayan masa örtüleri, panço modeli şallar ve gümüşler ilk göze çarpanlar





Cafe restaurant haline çevrilmiş konaklar var ama yengem daha öncesinden deneyimli olduğu için sayesinde muhteşem bir dolma yedik. Çarşı içindeki Halise Teyze'nin yerine uğrayıp mutlaka dolmasından yemelisiniz. Ev vapımı baklava, salça, erişte vb şeyler satılıyor. İçerde sadece küçük bir masa var. Orda yemek isterseniz kürdanla dolma baklava yiyebiliyorsunuz. Dolmasını deneyip hemen paketletebilirsiniz. Bu yaşıma kadar yediğim en müthiş dolma idi. Uğramışken beypazarı kurusu almayı da ihmal etmeyin :)






10 Ekim 2011 Pazartesi

Yol Nereye Giderse

Cumartesi günü, yazdan kalma güzel havayı görünce ne yapsak diye düşünürken, kayınvaldemden "balık yemeğe gidelim mi?" diye telefon alınca bizim istikamet Rumeli Feneri olarak belirlendi.




Bol oksijen alarak ağaçlar arasında güzel yollardan geçtik.



Herzamanki restauranta yemeğimizi yedikten sonra, Boğaz'ın Karadeniz ile birleştiği manzaraya doğru çayımızı içtik.


Arada gözlerimiz renklere takıldı.


Bu kadar yemek yedikten sonra biraz yürüyüp eritelim diyerek kaleye doğru yol aldık.



Bu kadar gezmek yetmez diyerek Garipçe Köyü'ne uğradık. Birdahaki sefere yemeğimizi bu kumsalda yemeliyiz diye düşünceye daldık.


Madem yemek yiyemiyoruz  ozaman bizde taze ev ürünlerinden ve meyvelerden alalım dedik.



Bu günlük bu kadar temiz hava yeter diyerek e hadi eve dönelim dedik.  Dönüş yolunda son bir kare ile günü bitirdik.



25 Ağustos 2011 Perşembe

Şirince


Bu eski Rum köyünün eski zamanlardaki  isimlerinden biride Çirkince imiş, duyunca şaşırmamak zor. Mübadele sonucu Rumlar buradan ayrılsada köye güzellik katan rum evlerinin çoğu varlığını korumuş. Cumhuriyet'in ilk yıllarında ismi kendine yakışır şekilde Şirince olarak değiştirilmiş. Adı gibi şirin küçük bir köy. Biz Bodrum dönüşü yolumuzun üstünde olunca uğrayalım dedik. Selçuk taraflarındaki bu koy için içeri doğru virajlı yollardan bayağı devam ederken, köye varmak için sabırsızlanmaya başlıyorsunuz.


Geçim kaynakları turizm, bağcılık, şarap üretimi ve zeytinyağı. Şarabının metini önceden duymuştum, tadına baktıktan sonrada bu meyvalı şaraplar benim favorim oldu. Bir çilek birde vişne şarabı ile döndük. Şarabı fazla sevmememe rağmen çilekli şarap bu düşüncemi değiştirecek gibi. İşin en güzel kısmı dilediğiniz şarapları 6'lı kutularda sipariş verebiliyorsunuz. Kargo ücretide firmaya ait :)




Güzel bir çarşısı var, klasık hediyelik eşyalara ek olarak, çeşit çeşit sabunlar, kurutulmuş biberler, ve türlü bitkiler mevcut.  Ve de  yeşillikler içindeki restaurantından bahsetmeden olmaz. Mutfağın kapısından siparişleriniz yapan ablaları görmek mümkün. Servis ise mükemmel, ilk kabak çiçeği dolmamıda burda yedim. Mantısı, dolması ve diğerleri çok lezzetli idi. yemek sonrası meyve tabağı ve çay ikramları da var.

1 geceden fazla kalmak bence sıkabilir, gezmek  ve yemek için 2 - 3 saat bile yeterli geldi. Yolunuz o taraflara düşerse uğramadan dönmeyin derim :)

21 Temmuz 2011 Perşembe

Karamandere

Av Mevsimi'ni izlerken başlangıç sahnesini gördüğümde aşkıma bu sahne kesin Karamandere'de çekilmiş demiştim. Sonra birkaç yerde orda çekildiğini okudum ama tam olarak araştırmadım tabi. Bizim köye çok yakın olduğu için küçükken oraya pikniğe çok sık giderdik. Ağaçların iki taraftan sardığı içini rahatlıkla görebildiğiniz pırıl pırıl bir dere.





Küçükken mayolarımızı giyip burda yüzerdik. Derelerde su yılanları vardır, şimdilerde düşündükçe korkmadan nasıl giriyormuşuz diyordum. Ama tekrar gidince büyüsüne kapılıp etekleri toplayarak içinde yürümeye başladım. Kaygan taşlardan dolayı bir kaç kez düşme tehlikesi atlatsamda buz gibi su iyi geldi.
Şimdi yazarken ya yılan çıksaydı diye düşünmeden edemiyorum :))





Ve son olarak " dönmek istemiyorum" duygusu ile pazar sendromunun birleşmesi ile baş ağrısına tutulan ben :)


23 Mayıs 2011 Pazartesi

Atlıtur


Hafta sonu için farklı bir şeyler yapmayı düşünüp sonra ertelerken fırsat sitelerinde karşımıza çıkınca ertelemek için bahane kalmıyor. At binmeyi istediğim için eşim fırsat sitesinde kahvaltı sonrası at binme dahil bir paket görünce hemen almış. Güne Gümüşdere'deki Atlıtur'da  kahvalı ile başladık. Kahvaltı pek leziz değildi ama keyfimizi bozamadı.


At sevgimden , küçükken at sahibi olmak istediğimden daha önce bahsetmiştim. Bu ikinci binişimde anladım ki binicilik hiçde bana göre değilmiş. Daha önce ilk seferim diye korktum sanmıştım ama bu seferde at yürüken sağa sola kaydıkça düşücem diye sürem dolmadan erkenden indim :(


Tesis deniz kenarında olunca sahilde dolaşma imkanımızda oldu. Güneş pırıl pırıl hafif bir esinti ile hava mükemmeldi. Açıkda gözüken yük gemileride olmasa manzara daha güzel olacakdı.  Akşamda kuzenim ve kız arkadaşının evlilik yolundaki ilk adımlarına tanıklık ettik. İsteme ve söz  merasimi ile güzel bir gece oldu. Ailemize çok şeker biri katılıyor :)

Herkeze güzel bir hafta dilerim :))

25 Nisan 2011 Pazartesi

Köyde Bir Gün

 Açık havada vakit geçirmek isteyince, güneşde açınca soğuğa alddırmadan  köye gittik. Anneannemler Çatalca'nın köyünde oturuyorlar. Köyün güzelliklei saymakla bitmez. Mesela 5 dakikalık mesafe ile Karadeniz sahilinde olabiliyorsun. Yazın plaj nedeni ile köy çok kalabalıklaşır. Tabi turistik bir yer değil,  küçük bir lokantası var sadece. Denize ise pek güven olmaz, birden derinleşir, hafif  bir rüzgar dalga sebebidir. Küçükken hep girerdik, ama artık karşıdan seyretmeyi seviyorum.


Sahile gittiğimizde yamaç paraşütü yapan bir grup olunca manzaraya ek olarak onlarıda izledik.


Onları izlerken özensemde denemeye cesaretim yok. Havada süzülmek güzel ama aşağı bakarken her türlü ihtimal aklıma gelir...


Bizim köyde seçenek çok. Denizden sıkıldım derseniz sizi göl kenarına alabiliriz. Terkos Gölü'nün bir ayağı bizim köye kadar uzanıyor. Bu sene yağmurlu geçince sular iyice yükselmiş.





Hayvansız köy olmaz tabi. İneklerde bu gün göl kenarını tercih etmişler.


Ve iki katlı kalasik köy evimiz :))


Yazın kahvaltımızı hep burda yaparız, asma yeşillenmiş, arkada çiçekler açmış olur. Ama malum havalardan bahçe henüz bahar havasına bürünememiş.


Ve anneanneciğim gerçeklerine bakamadığı için heryeri çeşitli taştan hayvanlarla doldurmuş. Bir tanede küçük gerçek kedi var bahçede. ben korktuğum için uzaktan bakmakla yetindi tabi. İstanbul'a yakın olduğu için bütün yenilikler hemen köye yansır o yüzden bizim köyü çok seviyorum. Son yıllarda üniversite okuyan kızlarında sayısı arttı. Yeniliklere ve imkanları doğrultusunda eğitime önem verdikleri için örnek köylerden biridir. Ve ne diyoruz herkezin gidecek bir köyü olmalı :))

Ben bu haftaya temiz hava ve bol enerji depolanmış bir şekilde giriyorum. Herkeze güzel bir hafta dilerim :))

18 Nisan 2011 Pazartesi

Rumeli Feneri


Planda Anadolu Kavağı'na gitmek varken, hava soğuk olunca vapur yolculuğu yerine rotayı Rumeli Feneri'ne çevirdik. Beni hayal kırıklığına uğratan tek şey fener oldu. Halka filmindeki gibi bir fener beklerken sevimsiz beton bir fener buldum. Güneşin açısından dolayı fotoğrafı güzel olmadığı için ekleyemiyorum.


Balıkçı köyü olduğu için koyda renk renk tekneler vardı. İlk ve son kez böyle bir tekneye Akakoca'da arkadaşlarla binmiştik. Biraz rahatsızlar e tabi burda amaç gezi değil  ekmek parası :)



Bu kaleyede ben Rumeli Fener'i kalesi dedim bulunduğumuz yere uzak olunca karşıdan bakmakla yetindik...


Balıkçı köyüne gidipte balık yemeden olmaz. Bu sefer çok aç olunca balıkda yedim ama benim tercihim her zaman karides güveç, kalamar, midye tavadır. Hepsi lezzetli ve çok tazeydi.  Restaurantın güzel bir terası olmasına rağmen hava yüzünden içerde oturmak zorunda kaldık. Havalar ısınsada bahçelerin, terasın keyfine varabilsek artık :)



Son olarakda iki haftadır pazar formam haline gelen kıyafetlerimle şiddetli rüzgara karşı saçlarımı düzenlemeye çalışan ben.

Hepimize fazla yoğunluğu olmayan, sakin güzel bir hafta diliyorum :))

10 Ocak 2011 Pazartesi

Orman Gezisi


Sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmemek çoğumuzda olan bir özellik olsa gerek. Haftasonları özelliklede yazın pikniğe gelenler yüzünden bizim bu tarafda trafik yoğundur. Bizde 5 dakika uzaklığımızdaki ormana senede 1 kere ancak gidebiliyoruz.


Bu seneki orman gezimizi de arkadaşlarımızın organizasyonu ile gerçekleştirdik. Hava Ocak ayı için olabileceği kadar güzeldi. 6 km yürüyüş parkurunu başarı ile tamamlayabildik.


Temiz hava ve güzel manzara eşliğinde güzel bir gün oldu



Dinlenmek isteyenler için yürüyüş parkurunda banklar mevcut. 3 km den sonra bankların kıymeti daha iyi anlaşılıyor.