10 Mayıs 2011 Salı

Sessizlik

Anneannem, teyzemler, ablamlar, kuzenim kız arkadaşı ( yakında gelinimiz olacak ) Cumartesi hep beraber bizdeydik. Anneler gününü bir gün önceden kutlamış olduk. Ablam, yeğenlerim ve annem gecede kaldılar. Geç saatlere kadar oturduk. Sabah ablamlar gitti annemi bırakmadım. Birden herkez gidince evde büyük bir boşluk oluyor ve sıkıntı basıyor.

Çok güzel bir gündü ama kalabalıkta bir süre sonra bir yorgunluk çöküyor üstüme. Yüzümden de anlaşılıyor sanırım ki dedem bile "kızım sen çok yoruldun hadi biz kalkalım" dedi. Hem kalabalığı seviyorum hemde yoruluyorum. Sanırım bunun nedeni karı koca çekirdek ailemizde sessizliğe çok alışmış olmamız. Bir köpeğimiz var ama oda yaşlandığı için artık çoğunlukla uyuyor. Sessiz sakin bir ev yani :)

Tabiki günün ana konularından biride bebek muhabbetiydi. Daha düşünmüyor musunuz? soruları oldu. İlerde pişman olmayacağımı bilsem pek düşünmüyorum. Geçenlerde arkadaşlarla kahvaltıya gittik 1,5 yaşlarındaki ufaklık yerinde hiç durmadığı için kahvaltıyı bile düzgün edemediler devamlı arkasında koşturmak gerek. Başka bebekli bir arkadaşa kalmaya gittiğimizde gece devamlı ağlama seslerini görünce en iyisi böyle diyoruz. Tabiki bunlar normal şeyler sevgisi farklıdır, fedekarlıklarından kimse gocunmuyor ama bizim gibi rahata alışınca göze batıyor. Sonra eve dönünce home sweet home oluyor.

Ama dışarda güzel bir bebek görüncede özenmiyor değilim. Tabi bu özenme faslı kısa sürüyor :)

6 Mayıs 2011 Cuma

Leyleklerin Uçuşu ve Hıdrellez



Sevgili arkadaşım Meyra'nın tavsiyesi ile Leyleklerin Uçuşu'nu okudum.  Daha önce 3 kitabını okuduğum Jean Christophe Grange'in bu kitabını da çok beğendim.

Kısaca konusu; kuş bilimci Max Böhm taktığı halka ile ayırt ettiği  leyleklerin göçlerini inceler. Bu sene leylekler geri dönmeyince Lois ile göç yolu üzerinde yolculuğa çıkıp leyleklerin dönmeme nedenini bulması için anlaşır. Lois'i bu yolculuğunda tehlikeler , süprizler ve gerçekler beklemektedir. Sürükleyici keyifli bir roman. 

Dün gündüzen hıdrellez olduğunu biliyordum. Akaşmda bende olan annem ile gene konuştuk. Dileklerimi yazacağımı, cüzdanı balkona koyacağımı söyledim. Sonra bu konuşmamaları ben yapmamışım gibi hepsini unutup yattım.  Sabah kalkıp yüzümü yıkadıktan sonra aklıma ilk gelen bu unuttuklarım oldu çok üzüldüm. Ama yürekten isteyince herşeyin kabul olduğuna inanarak bu akşam unutmadan yapacağım. Hem ablam bana 2-3 gün boyunca cüzdanını balkona koyabilirsin demişti. Sanırım beni kandırmamıştır...

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Dövmem...

Kuzenimin dövme yaptırmasını duymam ile dövme yaptırma isteğimin canlandığından bahsetmiştim. Haftasonu dövmesini gördükten sonra ise daha fazla etelemem gerektiğini anladım. Ve vakit kaybetmeden pazartesi akşam üstü ilk dövmemi yaptırdım. Bilek ve sırt orasında kararsız kaldıktan sonra omzuma bir kelebek kondurdum :))

Dövme yaptıralan yeri seçmede en önemli etken steril bir ortam olması. Kuzenlerimin ve arkadaşlarının seçimlerine güvenerek onların yaptırdığı yeri seçtim. Benim merak ettiğim şey ne kadar acıyacağıydı. Fazla acı veren birşey değilmiş, çoğunlukla hafif bir iğne batması hissediyorsunuz.

Yaptırdıktan sonra en önemli şey bakımı oda kolay zaten. Günde 3-4 kez merhem sürmek yeterli oluyor. Terlememek gerektiği için spora gidemiyorum ve 2 hafta havuz yasak. Beni kısıtlayan tek şey bunlar oldu.

Görebildiğim bir yerde olmadığı için sıkılmam da söz konusu olmaz diye düşünüyorum, hatta henüz varlığına bile alışamadım yokmuş gibi geliyor. Şimdiden ilerde ikinciyi yaptırmayı düşünmeye başladım :))

29 Nisan 2011 Cuma

Fısıltı



Son Okuduğum kitap "Fısıltı" oldu. Alacakaranlık serisini okumamuş olsam güzel derdim. Ama yazar bu serinin etkisinde kalmış. Kasabada yaşayan lise öğrencisi Nora, sınıfındaki Patch ile tanışır. Patch diğerlerine göre farklıdır, Nora ondan korkmakla beraber duygularına engel olamaz ve maceralı, korkulu günleri başlar. Tabi beraber yaşadığı annesine  başına gelenleri açıklayamaz. Olaylarla kendi başetmeye çalışır.

Patch vampir olsaymış tamamen benzer olacakmış. Alacakaranlık'ı okumadıysanız okunabilir ama okuduysanız başka kitaplara yönelebilirsiniz. Evde bekleyen diğer kitabımıda okuduktan sonra sizlerden gelen tavsiyelere geçeceğim.

 Kitap okumaya vaktim yok sözüne inanmıyorum ben. Araç kullanmıyorsanız arabada, metroda, durakta, uyku öncesi, çorbayı karıştırıken vb. Arkadaşım bebeğini emzirirken bile bir yandan okuyabiliyordu. Ama bazı dönemlerde insanın canı okumak istemiyor tabi o durum ayrı. Yoksa istedikten sonra herşeye vakit bulunabilir.

Herkeze güzel bir hafta sonu dilerim.

27 Nisan 2011 Çarşamba

Değişiklik İyidir

Telefonunun melodisini yıllarca değiştirmeyen, evde hep aynı koltukta oturan, metroda bile aynı vagonu tercih eden, yıllardır saçı katlı ve göğüs hizasında olan ben, pazar günü saçlarımı omuz hizasında küt kestirdim. beğendim ama elimin saçlarımın içinden hemen kayması, yastıktan saçımın taşmaması şimdilik garip geliyor. Ama görünümü, çabuk kurutmam ve düzleştirme zamanının yarı yarıya azalması çok hoş.

Kuzenimin yeni yaptırdığı dövmeyi gördükten sonra içimdeki dövme aşkı tekrardan canlandı. Lise yıllarımda izin vermiyorlar diye  somurtup kendimi kandırmışım. Şimdi karar yetkisi bende  ama cesaret edemiyorum. Ya sıkılırsam , pişman olursam vb...  Ama çok da hoşuma gidiyor :)) Benim gibi çabuk sıkılan biri için zor bir karar.

25 Nisan 2011 Pazartesi

Köyde Bir Gün

 Açık havada vakit geçirmek isteyince, güneşde açınca soğuğa alddırmadan  köye gittik. Anneannemler Çatalca'nın köyünde oturuyorlar. Köyün güzelliklei saymakla bitmez. Mesela 5 dakikalık mesafe ile Karadeniz sahilinde olabiliyorsun. Yazın plaj nedeni ile köy çok kalabalıklaşır. Tabi turistik bir yer değil,  küçük bir lokantası var sadece. Denize ise pek güven olmaz, birden derinleşir, hafif  bir rüzgar dalga sebebidir. Küçükken hep girerdik, ama artık karşıdan seyretmeyi seviyorum.


Sahile gittiğimizde yamaç paraşütü yapan bir grup olunca manzaraya ek olarak onlarıda izledik.


Onları izlerken özensemde denemeye cesaretim yok. Havada süzülmek güzel ama aşağı bakarken her türlü ihtimal aklıma gelir...


Bizim köyde seçenek çok. Denizden sıkıldım derseniz sizi göl kenarına alabiliriz. Terkos Gölü'nün bir ayağı bizim köye kadar uzanıyor. Bu sene yağmurlu geçince sular iyice yükselmiş.





Hayvansız köy olmaz tabi. İneklerde bu gün göl kenarını tercih etmişler.


Ve iki katlı kalasik köy evimiz :))


Yazın kahvaltımızı hep burda yaparız, asma yeşillenmiş, arkada çiçekler açmış olur. Ama malum havalardan bahçe henüz bahar havasına bürünememiş.


Ve anneanneciğim gerçeklerine bakamadığı için heryeri çeşitli taştan hayvanlarla doldurmuş. Bir tanede küçük gerçek kedi var bahçede. ben korktuğum için uzaktan bakmakla yetindi tabi. İstanbul'a yakın olduğu için bütün yenilikler hemen köye yansır o yüzden bizim köyü çok seviyorum. Son yıllarda üniversite okuyan kızlarında sayısı arttı. Yeniliklere ve imkanları doğrultusunda eğitime önem verdikleri için örnek köylerden biridir. Ve ne diyoruz herkezin gidecek bir köyü olmalı :))

Ben bu haftaya temiz hava ve bol enerji depolanmış bir şekilde giriyorum. Herkeze güzel bir hafta dilerim :))

21 Nisan 2011 Perşembe

Bir kitap ve Blog Sorunu




Kurt Seyt & Murka'yıda okuduktan sonra yıllar geçmesine rağmen bazı şeylerin değişmediğini daha da farkettim. Günah ve ayıplar hayatımızda ne kadar çok yer alıyor. Çoğu şeylerin yapılmasına elalem ne der baskısı ile izin verilmiyor. Murka'ya hak vermek kolay, Cumhuriyet'in kurulduğu yıllar da değişikliklere adapte olmak zor olabilir. Ama bu zamanda hala o zihniyetle yaşayan insanlar var. Dini kurallar gereği bazı şeylere karşı olanları anlayabiliyorum. Ama adam içkiçidir, dinle alakası yoktur ama karısının zorla başını kapattırıır, tek başına bir yere gitmesine izin vermez. Burda dini kullanarak karısının özgürlüğünü kısıtlar davranışın temelinde yatan ise egoistlik. Bu konu böyle uzar gider...

Ve yasak kalktı herşey düzeldi derken blog sorunu yine başladı. Sayfayı açıyor arkasından bu sayfa görüntülenemiyor yazısı çıkıyor. 10 sayfadan 8'inde aynı sorun oluyor. Okuyabilirsem kendimi şanslı hissediyorum. Bu sorun düzelse artık.