3 Ocak 2011 Pazartesi

Güzel Başladı


 Eşim çalıştığı için, bende evde  tv karşısında kuruyemiş yiyordum.  İşten erken çıkacağını söyleyince melankoliyi bıraktım, nasıl girersen öyle geçere inanıp ablamların  davetine katılmak için jet hızında hazırlandım.  9'da işten çıkınca,   Anadolu yakasına geçmemiz 11'i buldu.  Ablamlarla beraber çok güzel bir gece geçirdik. Canlı müzik eşliğinde sabah 05'e kadar içip dansettik.  Geceyi'de Caddedeki işkembecide bitirdik. Bu durumda, bu yılın bol eğlenceli geçeçeğine inanmak istiyorum.

Güzel haberlerle dolu güzel bir ilk hafta olsun hepimize...

31 Aralık 2010 Cuma

Daisy Özleyince



1 haftadır eşim geç geliyor olunca bende çoğu akşam anneme, teyzeme gittim. biz evde olmayınca Daisy'de babannesinde kaldı. Bu sabah onu eve getirdim. Beni görünce çıldırdı tabi, kucağımdan inmedi, onu bırakıcam endişesi eve gelene kadar geçmedi. Gerçi yarım saatlik bir ayrılıkda bile tekrar görünce aynı tepkileri veriyor :) bu sefer biraz daha fazlaydı.

Bende onu özlemişim evdeki varlığına alışınca , boş minderini görmek tuhaf oluyor. Aslında benim için köpekle yaşamak biraz zor. Ekmeği elledikten sonra bile el yıkayan biri olunca ona her dokunuş sonrası el yıkıyorum, mutfağa sokmuyorum falan. Ama onun karşılıksız sevgisi herşeye bedel.

Yeni yıla temiz girmek istedi, hemen yıkadım, oda tertemiz bir yıl geçirecek bu sene :)

30 Aralık 2010 Perşembe

2011

Hafta içi günler çabuk geçsin istiyorum, haftasonuna ulaşmak için 5 günü hiçe sayıyorum. Yaşadığım her günün hakkını vermemek bu olsa gerek. Günleri sayarken bir yıl daha geçti.

2009 ilk gününden itibaren iyi bir yıl olmamıştı, 2010'a mutlu girdim beklentilerim çoktu, çoğunu verdi. Bu yıl ise yeni yıl heyecanını yaşayamıyorum.  Melankolik ruh halimden biran önce kurtulmam gerek, bütün bir yılı böyle geçirmek istemiyorum.

Geçen sene arkadaşlarımız bizdeydi, 12 kişiydik, kalabalık ve eğlenceli bir gece olmuştu. Yılbaşı her sene farklı geçiyor bizde, bazen ev daveti, bazen bir barda, bazen otelde yemekde, 2 seferde  11:30 da eşim uyumuşdu. Bu senede çok yoğunlar, 1 haftadır işten gece 12 gibi geliyor. ben sıkıldım diye yılbaşında dışarı çıkalım diyor. Ama ben de  pek istek yok. Dışarda veya evde yeni yıla beraber girelim yeter.

Herkeze sağlıklı, mutlu, dileklerinin gerçekleşeceği iyi bir yıl diliyorum.

24 Aralık 2010 Cuma

Secret ...

Türkçesi, "bir şeyi çok isteyince olur" veya "40 kere söylersen olur" bende çok istemişim demek oldu, bugün erken çıkıyorum. 16:00 gibi tatilim başlıyor.

Bir kaç dileğim daha var istemeye devam :)

Tatiller



Hani hep derler ya "Türk milleti kadar tatil yapan başka millet yok, tatil günlerimiz çok fazla" diye. Bence yanlış. Bu hafta başından itibaren  noel ve yeni yıl tebriği nedeni ile yurtdışına 1800 tane mail gönderdik. Bunların yarısından fazlasından "tatil nedeni ile 22 Aralık - 5 Ocak arası ofis dışındayım" diye otomatik cevaplama geldi. Paskalyaları var yine tatil. Resmi tatilleri var.  Gene biz öndeyiz derseniz, daha bitmedi Italyada Ağustos Ayı'nda şirketlerin çoğunluğu 1 ay tatil yapıyor. Bazı acentalar nöbetçi bırakıyor çoğu ise tamamen kapalı.

Kendi tatillerimizde onların beklediği acil teklifler var ise gene çalışıyoruz. Bu durumda ülkemizde en az tatil yapanlardan biri oluyorum :(

Arife günü ve bayramın son günü çalışmış biri olarak onların tatilinden bir gün yararlansaydım, bugünlük noel tatilim olsaydı, haftasonuna erken başlasaydım çok mutlu olurdum.

Bu vesile ile bayramı olanlara Mutlu Noeller ve herkeze tatlı haftasonları dilerim.

Fotoğraf netten. Ama adresi hatırlamıyorum :(

22 Aralık 2010 Çarşamba

İkiz Bedenler



Tess Gerritsen'in daha önce Cerrah ve Günakhar adlı kitabınıda okumuştum. Bu kitaplarda tanıştığımız  Dedektif Jane ve patoloji uzmanı Dr Maura İkiz Bedenler'de tekrar karşımıza çıkıyor.
Dr Maura evinin önünde bulunan arabadaki cesedi görmesiyle şaşkınlık ve korku yaşıyor. Çünkü cesete bakarken aynada kendine bakıyormuş gibi oluyor. Doğum tarihleri ve  kan gruplarının da aynı olması ile Dr. Maura içinde araştırma başlıyor. Geçmişteki sırlar ve devam eden cinayetler ile sürükleyici bir kitap. Polisiye / gerilim sevenlere tavsiye ederim.

21 Aralık 2010 Salı

Mutluluk Sebebi Bir Tavla

Babannem bize tavla, okey ve iskambil oyunlarını öğretmişti. Oynamasınızda bilin, lazım olur arkadaşlarınız oynarken bilmiyorum demeyin derdi. Babannem aslında namazında niyazında başartülü biridir. Aynı zamanda eğitimli ve moderndi . Hatta süslü boneleri bile o buldu sanırım. Özel davetlerde o kadar süslü boneler takardıki herkez hayran kalırdı.

Ben oyunların hepsini sevdim ama tavla en sevdiğim. Fakat eşimi çoğunlukla yendiğim için oynamayı tercih etmiyordu. Karikatürdeki kadar tepki vermiyordu tabi :) Bizde emanaten bir tavla vardı, sonra sahibi geri aldı. 2 yılın sonunda ısrarlarıma dayanamayıp yeni tavla almış. Bir tavla insanı bu kadar mı mutlu eder? Beni çok mutlu etti :))  Ama sıkılmasın diye devamlı yenmeyeceğim ki, oynamaktan vazgeçmesin :)