16 Aralık 2010 Perşembe

Soğuk...


Eskiden kışı sevmezdim ama artık seviyorum. Bereyi takıp atkılara bürünmek soğuğu hafif hissetmek güzel geliyor. Ama genede geçen haftalardaki ılık havayı bu souk havaya tercih ederim
Evde ise bu soğuk havalarda ayağımı en sıcak tutan şey bunlar. Penti'den almıştım çeşit çeşit modeller var. Kırmızı sever olduğum için bunu aldım.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Cadde'den Sinema Sistemine


Yeni yul ruhunu bu sene yakalayamamıştım. Ağaç süslemek falan aklımda yoktu, Cumartesi günü Bağdat Caddesi'nde sıkışık trafikde ilerlerken vitrinler ve cadde beni yeni yıl havasına soktu. Özellikle Vakko favorim oldu. Eve gelince ağacı çıkarıp mevcut süslerle düzenledim. Hatta ağacı çıkarırken depo gibi kullandığım bölümdekileri de elden geçirip gereksizleri attım, eşyalar azaldı. Sonra başlamışken, kablosundaki sorundan dolayı köşede duran sinema sisteminide eşim kurdu. Bu kadar yorgunluğu favori filmizle noktaladık. Gerilim deyince aklıma ilk gelen yeri hala dolmayan film " Diğerleri" . 

Cadde'deki trafik işe yaradı, bizim ev hafifledi ve renklendi.  Herkeze iyi haftalar dilerim.

8 Aralık 2010 Çarşamba

Patasana

k


İmzalı kitabımı okudum bitirdim. Ahmet Ümit'in diğer kitapları gibi bunuda beğendim.  Konusu kısaca; Gaziantep bölgesinde kazı yapan arkeoloji ekibi 2700 yıl öncesi Hitit dönemine ait tabletler bulur. Tabletler kralın başyazmanı Patasana tarafından yazılmış resmi olmayan ilk belgelerdir. Patasana, günlük misali yazmıştır, o dönemdeki olaylardan, aşkından ve savaşlardan bahsetmektedir. Kitabda tabletlerde yazılanlar ve arkeoloji ekibinin kazı süresince yaşadığı olaylar anlatılıyor. Bölgede 3 cinayet işlenmiştir, janadarmanın araştırmaları sürmektedir. Kitabda; terörden, ermeni olaylarından da kısaca bahsediliyor.

Traihi veya arkeolojiyi sevmeyenlerin de ilgi duyacağı bir kitap. Dili akıcı, kitap sürükleyici olduğu için keyifle okuyabiliyorsunuz.

7 Aralık 2010 Salı

Damak Tadı

Önemsizde olsa, bazı yaşananlardan ders almak gerekiyor. Lise yıllarında bir arkadaşımıza yemeğe gitmiştik. Kızlar etli sarmayı çok sevdiklerini söyleyip duruyorlardı. Arkadaşın anneside yapmış, ilk ısırıkla sevinçleri azaba dönüştü. Çok kötüydü, ama mecburen yemek zorunda kaldılar. O günden sonra yemek tadlarını bilmediğim  insanların masasında sevdiğim şeyleri belirtmem, beğenmessem de midem ağrıyor falan diye az yerim.

En kötüsüde farklı damak tadlarına sahip olduğunuz kişilerin yemekleri.  Bir arkadaşımıza gitmiştik, çok güzel bir sofra hazırlamış çok özenmiş. Ama kullandığı yağ mı, yada yemeklere kattığı başka bir şey mi bilmiyorum yemekler bizim için çok farklıydı. Uyanık davranıp tabağıma az aldığım için şanslıydım. Ama gece boyunca damağımda o kötü tadla gezmek zorunda kaldım. Pilav biraz sert yada lapa olmuş, yada zaytinyağlının şekeri az genede yiyebilirsin. Ama yukarıda bahsettiğim durumlarda kalmak çok kötü. Neyseki yakın çevremizdeki herkezle aynı damak tadına sahibiz.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Av Mevsimi



Cuma akşamı bir ilk yaşadım, Yataş sözünde durup köşeyi getirdi. Bunu kutlayalım deyip sinemaya gittik. Av Mevsimi'nin fragmanları hoşuma gitmişti, Şener Şen, Çetin Tekindor, Cem Yılmaz hepsi birarada.

Maalesef umduğumu bulamadım. Polisiye filmlerde başarılı olamıyoruz. Konusu yavaş ilerleyen, sonunu tahmin edebildiğiniz bir film olmuş. Şener Şen'in oynadığı karakter cinayet masasında görevli bir amirden ziyade, masa başında çalışan vasat bir memura benziyordu. Cem Yılmaz'ın söylediği lazca şarkı diğerlerinin ritmleri ve eşliği ile güzeldi. Kötü bir film değil ama kaçırılmayacak bir film de değil. Herkeze iyi haftalar dilerim

3 Aralık 2010 Cuma

Cuma'nın Beklentisi


Bugün Cuma son iş günü olmasının yanı sıra bugünün bir güzelliği daha var. Uzun zamandır oturma odası için köşe koltuk arıyordum. İstediğime en yakın olanı Yataş'da buldum. Bu akşam üzeri getirecekler. Tabi bu konularda pek şansım yoktur, söyledikleri günde getirmezler. İnşallah bu sefer yanılırım hafta sonuna köşemizle gireriz. Kahverengi tonlarında aldım, üstünü turkuaz yastıklarla süsleyeceğim. İki rengin uyumuna bayılıyorum. Haftasonu alışveriş zamanı olacak :)

 Herkeze tatlı haftasonları dilerim.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Pratik Rende


Rende üstüne yazı olur mu demeyin bu rende benim yıllardır özlemle andığım, birşey rendelerken hep aklıma gelen  rende. Bu rendenin daha güzeli, ayakları kapananı daha kalitelisi babannemde vardı. Küçükken bu bize oyuncak gibi gelirdi, hatta ablamla yalnızken 2 kilo havuçu rendelediyip sonra azar işittiğimizde olmuştu :)  Yıllarca kullandık, ablam evlenirken babannem ona vermişti sonraki akıbetini bilmiyorum.
Birşey rendelemekten nefret ederim, bileğim ağrır ve muhakkak parmağıma zarar veririm. Bu yüzden rende işini hep eşime paslarım :) Ama bunun kullanımı çok rahat ortasına yerleştirip ucundan çeviriyorsunuz.  Geçen hafta Bakırköy'de mağazada bakınırken bunu buldum, acayip mutlu oldum. Denk gelirseniz alıp deneyin bence.

Babannem yenilikleri hep takip ederdi, ozamanlar burda olmayanları yurt dışına gittiğinde alır veya getirdirdi. Birde elektrikli ekmek kesme bıçağı vardı. Küçük testere benzeri birşey. Küçükken  ekmek kesmeyi onla öğrendiğim için normal bıçakla kestiğim ekmekler tuhaf olurdu. Şimdiki makinaları sevmiyorum ondanda bulsam biryerde alırım hemen.