17 Nisan 2012 Salı

Benden Haberler

Son haftalarda hayatımda köklü değişiklikler oluyor. Yıllardır içtiğim sigaraya veda ettikten sonra, işimde de değişklik oldu. Geçen yıl patronum, şirketi sektörde söz sahibi büyük bir firmaya devretti. Anlaşmaları doğrultusunda, biz kendi ofisimizde çalışmaya devam ettik. Fakat İtalya pazarındaki kriz nedeni ile işler iyice duruldu. Bunun sonucunda pazartesi yaptığımız görüşme doğrultusunda merkez ofise geçtim.

Artık 3 kişilik küçük ofisimize veda edip, 5 kata yayılmış şirketteyim, ki kendi kendimin patronu olmaya alıştıktan sonra müdürlerin bol olduğu ortam bakalım nasıl olacak. İtalyan incentive gruplar yerine artık Alman münferit rezervasyonlarla ilgileneceğim. 4 yıllık Harbiye ofisinden sonra artık Taksim Odakule tarafındayım ki bu pek iyi olmadı. Metro çıkışında yürü yürü yol bitmiyor :(

Birde sabah saatlerinde Taksim'de ilginç manzaralar varmış. Mesela polisler mağaza önlerinde sızmış insanları ayıltıp göndermeye çalışıyor, araç trafiğine açık İstiklal Caddesi ise pek güzel gözükmüyor. Gecenin yorgunluğunun çöktüğü cadde yeni güne kendini yenilemiş hareketli bir şekilde başlıyor.

Herşey güzelde, ofisde blog yazmaya alışmıştım ama burda pek mümkün gözükmüyor. Artık akşamdan akşama görüşeceğiz :( Güne blogla başlamayı şimdiden özledim...

16 Nisan 2012 Pazartesi

Polonezköy


Arkadaşlarla kahvaltı sonrası Polenözköy civarında ralli izlemeye gittiğimiz bir gün, dönüşte çay içmek için mekan ararken bu kır lokantasına denk geldik. Yeşillikte mi otursak, yoksa çardakta mı otursak diye gezinirken bende bir kaç kare çektim.


Hava kapamaya başlayıp, güneşin yerini bulutlar alınca iç mekanda karar kıldık. Tabi biz çaylarımızı içerken yan masalardan gelen mangal kokusuna kayıtsız kalamayarak çay sonrası yemeğe geçtik. Etinizi seçtikten sonra mangalda isterseniz siz hazırlıyorsunuz yada onlar pişirip getiriyor.


 Polonezköy tarafına giderseniz Green Hous'a uğramanızı tavsiye ederim. Mekan güzel, servis iyi, birde yanınızda dostlar olunca saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.  Ve mangalda mantar daha önce denemiş miydiniz? Tadı leziz :)
Birde evimize 5 dakikalık mesafedeki kır lokantaları dururken bu kadar uzakta ne işimiz var diye düşünmedim değil :)

9 Nisan 2012 Pazartesi

Yeni Hafta, Yeni Karar

Bu kış hiç hastalanmadım diye sevinirken geçen hafta başımı yastıktan kaldıramayarak, bu yaşıma kadarki en ağır hastalıklarımdan birini geçirdim. İlk gittiğimde doktor serumla yetinip, antibiyotik vermeyince, diğer ilaçlar ve evde yatmakda fayda etmedi. Sürünerek tekrar doktora gidip ilave ilaçları da alınca dün biraz kendimi toparlamaya başladım.

Etrafda rahatça yürüyen insanlara bakıp, ne güzel ne kadar sağlıklılar diye özendiğim bir dönem oldu. Ama her işte bir hayır vardır derler ya sanırım bundada güzel bir hayır olacak. Öksürükten uyuyamadığım, nefes almakta zorlandığım geceler sonucunda, 1 haftadır içmediğim sigarayı bırakmaya karar verdim. Umrım duyduğum bu tiksinti devam eder ve sigara artık benden uzak olur.

Kötü geçen bu hafta sonunun aksine geçen hafta sonum güzel ve hareketliydi. Günü güzelleştirenlerden biride Istanbyul'a gelen sevgili Meyra'ydı. Zamanın yetmediği bol muhabbetli, gezmeli güzel bir gün oldu. Tadı gene damağımda kaldı, bir sonraki görüşmeyi bekliyorum :)

Sağlıklı, keyifli haftalar olsun...

28 Mart 2012 Çarşamba

Like mı?


Sosyal medyada; mutluluklarımızı, üzüntülerimizi paylaşmak güzel. Ama bazı paylaşımlar bana tuhaf geliyor. Bir insan annesini, babasını, eşini kaybettiğinin akşamında acısını facebook üzerinden paylaşmayı nasıl düşünür aklım almıyor. Çevremde bu acıyı yaşayanları ziyarete gittiğimde, değil bilgisayarın yada telefonun başına geçmeyi, çevresindekileri bile zor görüyorlardı. Birde bu paylaşımları like edenler varki onlara diyecek birşey bulamıyorum. Öölümü mü beğeniyorsun yani?Etraftakileri haber vermek açısından iyi ama bunu yapacak kişi arkadaş grubundan birileri olabilir.

Facebook üzerinden davetiye gönderenleride anlamıyorum. Çok önem verdiklerine elden davetiyelerini ulaştırıyorlardır. Davetiyeni facebook üzerinden aldıysan demekki pekde önemli değilsin :) Yoğunluktan veya uzakta ise davetiyeyi elden veremiyorsanda telefonla davet etmen yeterli. Yada günümüz şartlarına uygun olarak, kurye kullan dimi ama istedikten sonra seçenek çok.

Kimileri sosyal medyayı hiç kullanmıyor, kimileride her işini ordan hallediyor. Ama en iyisi kararında ve gerektiğinde kullanmak.

22 Mart 2012 Perşembe

Tütsü Yakalım


Üniversite yıllarından kalan bir alışkanlığımda tütsüler oldu. Yoğun kokular beni ilk başlarda tıkarken, hafif kokular sayesinde alıştım. Eşimde sevince evimizden tütsü eksik olmadı. Odaya yayılan mis gibi kokusu sayesinde kahve içip günün yorgunluğunu atmak güzel bir feyif.


 Oda spreylerinden daha güzel, kokulu mumlar ise pek işe yaramıyor. Tütsülerde ise,  çok çeşit ve çok farklı kokular varki, sevmem demeyin bir deneyin, zevkinize uygun bir koku mutlaka vardır :)

20 Mart 2012 Salı

Güneşli Ama Soğuk Bir Hava


Güne sporla başlayıp, sonrasında güneşe aldanıp sahile inelim dedik. Ama Cumartesi günü İstinye sahili buz gibiydi.  Esen rüzgar yüzünden makina sallandı, fotoğraflar çok net olamadı :( Yeniköy'e kadar bile yürüyemeden dönmek zorunda kaldık. Bu geziyi o yüzden saymıyorum, birde İstinye sahili bana çok güzel gelmiyor.


Sahilde yürürken Boğazı seyrederken, arada  yalıları, konakları izlemeyide seviyorum. Böylesine müthiş bir manzaraya ait bir evde yaşamak ne güzel bir lüks. Kempinski Çırağan Hotel'de konaklattığımız bir grubumuz olmuştu. Boşa çıkan oda sayesinde,  1 gece otelde kalma şanşım oldu. Sabah gözlerini açıp, yataktan  kalkmaya gerek kalmadan Boğaz'ı seyretmenin zevkini yaşamıştım.  Mesleğimin arada böyle güzel avantajları oluyor :)


 Spor, kısada olsa yürüyüşten sonra ısınmak için kahve, enerji içinde tatlı yemek gerekti. Kahve Dünyası'nın bönkörlüğünüde seviyorum, masadaki drajeler,kaşık çukulatalar  kalorili olsada yemesi güzel :)

16 Mart 2012 Cuma

Uyuyana Kadar


Bu kitabın konusu ilgimi çekmişti, daha sonra hakkındaki olumlu yorumlarıda okuduktan sonra almadan olmazdı. Sonu süpriz olmasada, ben kitabı genel olarak beğendim, sürükleyici bir kitap.

Konusu ise kısaca; Christine geçirdiği bir kazadan sonra; son 20 yıla ait anılarını ve çoğu çocukluk anılarını kaybetmiştir. Her sabah, nerde olduğunu bilmeden, kendini bazen çocuk, çoğu zamanda  20'li yaşlarının başında sanarak uyanmaktadır. Ve yanında yatan bir adam vardır. Yanındaki adam, fotoğraflarla kısaca olanları anlatıp, kocası olduğunu hatırlatır. Christine kocasının anlattıklarıyla yetinmeyip, bütün anılarına ulaşmaya çalıştıkça evdeki dengeler de değişir.



Kitabın konusunu ilk okuduğumda bana; Adam Sandler ve Drew Barrymore'un oynadığı 50 İlk Öpücük adlı filmi hatırlattı. Film, kitabın aksine romantik komedi ve çok eğlenceli bir film. Lucy'de anılarını kaybetmiştir, her sabah uyandığında aynı günü yaşamaktadır. Henry Lucy'e aşık olur, hergün kendini tekrardan tanıtıp aşkını kazanmaya çalışır ve  eğlenceli bir film başlar :) 

Güneşin yüzünü gösterip içimizi ısıtacağı keyifli bir hafta sonumuz olsun :)