15 Ekim 2010 Cuma

Kararsız, Yağmurlu Cuma

Benim gibi kararsız biri için karar vermek zor iş.  A'yı seçsem tahmini sonuçları belirler B'yi seçsem tahmini sonuçları belirler karşılaştırmaya çalışırım. Kendimce doğru olanı seçerim.

Bazı konularda ise işin içinden çıkamıyorum. Hayatını önemli ölçüde etkliyecek konularda karar vermek zor. İleride pişman olmak var. Bir anlık geleceğe gidip sonucu görüp geri dönmek istiyorum. Böylece en doğru kararı almış olurum. Yağmurlu havaya uygun bir ruh hali içersindeyim.

Neyseki bugün Cuma, sabah uyandığımda Cuma olduğunu hatırlayıp keyfim yerine geldi. Yağmura inat düşüncelere ara verip günü bitirip hafta sonunun keyfini çıkartmak gerek.

Hepimiz için renkli bir haftasonu olsun...

12 Ekim 2010 Salı

Leyla




Bosnalı Leyla'nın acı dolu hayat öyküsüne ortak oluyoruz. Toplama kampında, askeri birliklerde yaşadığı işkenceler, tecavüzler. Leyla'ın gerçek yaşam öyküsü olduğu için okurken bile dayanmak zor. Savaşda barışda bütün  kadınların aldığı yaralar çok fazla. Vücuddaki yaralar geçsede ruhen açılan yaraların iyileşmesi çok zor. Bin Muhteşem Güneş'den sonra okurken çok üzüldüğüm ikinci kitap oldu.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Turkuazoo


Pazar günü programına uzun zamandır gitmek istediğimiz Akvaryumu ekledik. 25.000 canlıyı görme fırsatımız oldu. Giriş bölümünde yapayda olsa güzel bir yeşillik var.

Önünden ayrılamadığımız, dakikalarca izlediğimiz canlılar vardı.


Bu şirin balık siyah beyaz renklerinden daloyı favorim oldu.




En güzel bölüm tüneli. Yandan, üst kısımdan balıkları izleyebiliyorsunuz.  Güvende olunca köpekbalığına bu kadar yakın olmak da keyifli. Ama dişleri uzaktanda korkutmuyor değil.


İsterseniz, dalış imkanınızda var. Benim için uzaktandan bakmak yeterli oldu. Ayrıntılar için www.turkuazoo.com/tr adresine bakabilirsiniz.


9 Ekim 2010 Cumartesi

Bir Cumartesi Ev Halleri

Uzun süre önce verilmiş bir sözü yerine getirmek için aşkım ailesi ile günü birlik Çanakkale'ye gitti. Ben grubumuz olduğu için İstanbul'dan ayrılamadım. Ama işde bana fazla ihtiyaç olmayınca bu günüm boşa çıktı.

Uzun zamandır evde fazla vakit geçirememiştim. Bende güü değerlendiriyim dedim. Kahvaltının ardından, buruşan biberleri fırınlayıp buzluğa atmakla işe başladım.



Sonra ufak çaplı bir temizlik, ve sonrasında yazlık - kışlık  yer değişimi yaptım.  Kaldırırken çok olan kıyafetler, iş giymeye gelince neden az olur gene bir anlam veremedim. Tabi dağınıklığın fotoğrafını çekmeye gönlüm elvermedi.

Sonra görevlerimi yerine getirmenin rahatlığı ile kahvem eşliğinde dergime göz attım. Hepsinden almak istedim. Sanırım alişveriş dergilerine fazla göz atmak zararlı. Ben yarın için bir gezi planı hazırlamaya başladım. Bugün evde kalmamı yarın ile telafi etmem gerek.



Son olarakda bloglara göz atıp sizin neler yazdığınıza bakmak içinde burdayım.

7 Ekim 2010 Perşembe

Şimdi Böyle Sonra Nasıl Olur?



Sabah eşimin hadi hadileri ile evden acelece çıktım. makyaj yapmaya fırsat kalmadı. Ofisde erken saatte olacağım için orda yaparım dedim.Görüşmem yoksa, kapatıcı, rimel kalem kullanıyorum zaten. Hergün fondoten pudra sürmek istemiyorum. Eşim metroda beni bıraktı, metroda karşıma oturan lise öğrencisi ile uykum açıldı.

Saat 7:40 ve kızımız full makyajlı. Kıyafetleri değiştirsek, ben lise öğrencisi olmak için daha uygunum. Kirpikler 2 kat boyanmış, dudakta parlatıcı, fondoten veya pudra sürülmüş. Tırnaklarda french var. Bende makyaj yok, 3 haftadır manikür yaptırmıyorum oje dahi sürmemişim. Kız okula nasıl hazırlanmış ben işe nasıl gidiyorum diye düşündürdü beni.

Sonra lise yıllarında, öğretmenler tarafından çorabım farklı renk diye, okula ait olmayan ama forma ile aynı renk lacivert başka bir kazak giydim diye, hatta bir keresinde tokam çok renkli diye aldığım ikazları düşündüm. Şimdi okul kuralları çok değişmiş yada öğrenciler çok rahat. Okula makyajla geleni hatırlamıyorum, en fazla renksiz rimel sürerdik. Sanırım okulu kırıcak diye düşündüm, okulda formalı ve makyajlı öğrencileri düşünemiyorum.

30 yaşındayım ama bizim zamanımızda diye düşünmeden edemiyorum. Saçları da boyalıydı. Ben üniversitedeyken 22 yaşımda cesaret edip boyatmıştım. Ne kadar geç işlem görürse iyidir diye düşünüyorduk. İlerde ciltleri, saçları nasıl olacak merak ediyorum.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Kış Geldi

Havalar soğusun derken bu kadar da istememiştim. Kat kat giyiniyorum, nerdeyse kaşe kabanımı bile giyeceğim, ısınmak çok zor. Genede yazı çok seven biri olarak, bu yazın bitmesine sevindim. Nasıl bir sıcaktı öyle kendinden bıktırdı. Kışın en sevdiğim yanı sıcacık yatakta yorgana sarılıp yatmak. En kötüsü de sabahın erken saatlerinde o yataktan çıkmak.

1 haftadır devamlı hastahane de olmamdan sanırım, sağlıklı olduğum için daha çok şükreder oldum. Teyzemler, ablam, kuzenim, anenanne, dedem her gün bir aradayız. Yoğunluktan bu kadar sık görüşemiyorduk, dedem hastalığı ile hepimizi yanına topladı. Aile olmak güzel bir his.

Köyde yaşayanlara bazen özeniyorum. Eş dost akrabalar maksimum 2 sokak uzaklıkta. İstanbul'da bunu sağlamak zor. Sahip olanlarda şanslı azınlıkta.

30 Eylül 2010 Perşembe

Dedem ve Böğürtlenli Tart

Dedemin ameliyatı bir gün ertelendi ve dün sabah oldu. 4 saatlik zaman dilimi daha önce hiç bu kadar uzun gelmemişti.. Ben izin alamadığım için ofisteydim, yoğunda olsam aklım orda olunca saatler geçmek bilmedi. Sonra müjdeli haberi aldım, ameliyat iyi geçmiş. 2 gün yoğun bakımda kalacağı için şimdilik dedemi göremiyoruz.  Yarın inşallah görebileceğiz, hepinize desteğiniz ve dualarınız için tekrardan teşekkür ederim.


Ve tatlı yeyip, tatlı konuşalım diyorum artık :)  Bu tartı geçen hafta evdeki böğürtlenleri değerlendirmek için yaptım.  Tarifi burda buldum  http://www.tarifsepeti.com/tatlilar/cikolata-soslu-ve-visneli-tart-tarifi-902.html   .  Beninkinin görüntüsü aşağıdaki gibi oldu, Üst kısım için hamuru az ayırınca, tam kapatamadım. Çikolata sosu lezzet katmıştı. Misafirler beğendi, ama bana tereyağı ağır geldi. Yerken onun tadını fazla aldım, azaltılarak yapılsa daha iyi gibi.