19 Temmuz 2011 Salı

Bizi Karşılayanlar

Bu haftasonu gene bizim köydeydik. Bu sefer bizi renk renk çiçekler karşıladı.




Sonra yenmeye hazır dalından koparılmayı bekleyen biberler ve salatalar vardı. Anneannem hasta olduğu için küçükde olsa bahçe ekmesini istemiyoruz hep kızıyoruz. Ama sonra gidip yemekten, anneanne turşu bitti, tarhana bitti göndersene demekten de vazgeçemiyoruz. Tabi oda her yıl ekmeye devam ediyor :)



Cunda hatırası rüzgar çanı hafif rüzgarda güzelce salınacak bir yer bulmuş kendine.


Ve sakin havada Akedeniz'i andıran dalgasız Karadeniz yürüyüş için bizi bekliyordu. Yanımda plaj kıyafetlerimin olmamasına çok üzüldüm.Bu seferlik ayaklarımı serinletmekle yetinmek zorunda kaldım.

Fotoğraflar çok, yarında çok güzel bir derenin fotoğraflarını paylaşacağım :))

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Balkon Artık Hazır

Nihayet balkon için yapmamız gereken alışverişi gerçekleştirerek, eski masa ve sandalyelerden kurtulduk ve balkonu sevimli bir hale getirdik. İki kişilik bir aile olunca, bir masa ve iki sandalye bizim için yeterli oldu. Gerçi balkonumuz daha fazlasını da kaldıracak kadar büyük değil :) Masa takımı Pratikerden , minderler ise Ikea. Bu iki mağazanın yanyana olmasını seviyorum, yanlarında birde forum olunca bahçe, dekorasyon, kıyafet, market alışverişleri bir arada yapılıyor. Tabi gezmek saatler sürünce beylerin bu durumdan pek hoşlandığı söylenemez :))




Kırmızıyı çok sevdiğim için balkonda çoğu şey kırmızı ek olarakda krem. Sırt minderini kırmızı tonunda, oturma minderini ise krem tercih ettik.

Mum yakmadan olmaz tabi :))



İri nazar boncuklarının görüntüsüne bayılıyorum, görüntüsü ile kaseyi renklendirdi. 


Ve bizim oksijene doyduğumuz balkonumuzun manzarası... Almayı düşündüğüm bir kaç şey var, onlarıda tamamladığım zaman inşallah istediğim gibi olacak.


11 Temmuz 2011 Pazartesi

Bitti...

Okulda dersin son 5 dakikası kalmıştır devamlı saate bakarsınız zaman geçmek bilmez. Ama güzel bir zamanı yaşarken de dakikalar o kadar hızlı geçerki herşeyin tadı damağımızda kalır tıpkı tatildeki günler gibi. Tatil bitti tilki misali ofise geri döndük :) dinlenmiş,  ve mutlu olarak....



Tatil evde başbaşa kutlamamız ile başladı. Tatil boyunca bira, kızartma tüketimi fazla olunca tatil + 2 kilo ile tamamlandı. Bu biraz üzücü olsada artık sporla hemen geri vereceğiz :)) 



Sonrasında da şezlong, havuz arasında git gel ile günler geçti. İstanbul'u haftaiçi gezmeyi planlarken, üşengeçlik artınca gezme mecburi alışverişler, ve bir düğün daveti ile kaldı. Sıcakta gezmektense çevre yerlerin keşfini sonbahara bıraktık.

Ben tatil modundan çıkıp çalışmaya çalışırken, hepimize güzel ve hızlı geçecek bir hafta diliyorum :))

1 Temmuz 2011 Cuma

Tatil.......


Cumaları dahada güzelleştiren tek şey, o gün izne ayrılıyor olmaktır. Yani benim Cumam bugün  çok çok güzel.  19 Mayıs'da bile çalıştığımı düşünürsek en sok ekstra tatilim sanırım Kurban Bayramında idi.  O yüzden daha fazla beklemeden tatilimin ilk haftasını kullanmaya karar verdim.

Tatil programımızın hala belli olmadığını söylerken ben bile şaşıyorum. Her sene tatillerimizin ilkinde, Çatalca, Sapanca, Güzelce'de olan aile ziyaretlerine ayırır, ikincisinde kendi tatilimizi yapardık. Ama bu sene etrafdaki aile fertlerinin çoğunluğu da tatilde olunca program eksik kaldı.

Eğer planda değişiklik olmassa, bu hafta İstanbul ve yakın çevresinde turist olmayı düşünüyoruz. Malum haftasonları kalabalıktan dolayı gidemedeğimiz yerleri rahatça dolaşıp, bol bol fotoğraf çekip, havalar şaşırıp da ısınırsa havuza kaçarak bol bol dinlenmiş ve bronzlaşmış olarak geri dönmeyi düşünüyorum.

Güneşli, neşeli haftasonlarımız ve sonrasında benim tatillerim olsun :)))


27 Haziran 2011 Pazartesi

Kızlar Gecesi


Cumartesi okul yıllarındaki ev arkadaşlarım bize geldi. Biri İstanbul'da olduğu için devamlı görüşebiliyoruz, diğeri ise şehir dışında yaşadığı için devamlı görüşemiyoruz.  Cumartesi geç saatlere kadar oturduk, eskilerden yenilerden konuştuk.  Konuştukça öğrencilik yıllarına gittim orda kaldım, şimdiye pek dönesim olmasada bugün gene iş başı yaptık. Falsız olmaz diyerek, kahve sonrası fallarımıza baktık.  Gece yatmaya karar verdik, ben odama gittim bir baktım içerden sesler geliyor, hemen yanlarına gittim. Malum ışıklar sönsede uykuya dalmadan önce yatarak yapılan muhabbet gecenin en zevkli kısmıdır :)  Dün akşamda tatil için  ikisi Fethiye'ye doğru yola çıktılar. Ben şimdi nasıl kıskanmıyım ki :(( Neyseki benim iznimede son 5 gün kaldı :))

Herkese güzel, keyifli ve hızlı gecçecek bir hafta diliyorum.

24 Haziran 2011 Cuma

Ben Çok Sevdim " Aklından Bir Sayı Tut "



Polisiye sevmeseniz bile bu kitabı çok seveceksiniz. John Verdon'un ilk kitabıymış, bu kitapla yazarın hayranı oldum. Başından itibaren merak uyandıran bir hikaye kitabı elinizden bırakamadan hemen bitirmenizi sağlıyor. Bu kitabı okuyun, okutturun derim. Tasvirleri de o kadar güzelki emekli dedektifin banliyödeki evine hayran kaldım, karısı ile berbaer karda dolaştım gibi geldi. Gözümde çok güzel bir fotoğraf canlandı, bende öyle bir ev istiyorum :)

Konusu kısaca çok güzel açıklanmış, bu yüzden direk kopyalıyorum:

Bir adam, posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: "Aklından herhangi bir sayı tut. 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı." Adam öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir:

"Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin... Küçük zarfı aç."

"Aldıklarını geri vereceksin
Vermiş olduklarını aldığın zaman.
Biliyorum ne düşündüğünü,
Ne zaman uyuduğunu,
Nereye gittiğini,
Nereye gideceğini.
Seninle bir randevumuz var,Bay 658."

Veeee bugün Cuma herkese tatlı bir haftasonu diliyorum :))

23 Haziran 2011 Perşembe

Önce Anne Sonra Teyze

Yaklaşık 8 yıl önce ablamın kızı 4 yaşında ve ikinciye hamile ve son haftalarında doğuma az kalmış. Benimde evlenmeme 1 hafta var.  Teyzemler, annem hep beraber benim evimi yerleştiriyoruz. Sakar ben, aceleden veya telaştan yada heyecandan merdivenlerden düştüm. Yuvarlandım demek daha doğru olur. Kafamı da çarpınca herkez çok korktu. Kendime biraz zor gelince film çektirmek için, ablam ben ve aşkım hastahaneye gittik. Yeğenim arkamızdan ağlıyor. Anneannem sağolsun onu ne diye korkuttuysa, beni çok seven yeğenim  tercih yapmak zorunda kalıyor ve " ben teyzemi çok seviyorum ama biri ölecekse teyzem ölsün ben annemsiz yapamam diyor "

Neyseki hiç birimiz ölmedik, ama ben teyze ne kadar sevilsede gözden çıkarılabileceğini öğrenmiş oldum :))  Anneannem sağolsun hep böyleydi. küçüklüğümüzden beri onlardan her dönüşümüzde hep ağlar birde bakalım bir daha geldiğinizde beni bulabilecekmisiniz derdi. İlk aklım ermeye başladığı zamanlarda anneannemim bir hastalığı olduğunu ve bir daha göremeyeceğimi sanmıştım. Allah uzun ömür versin hala yaşıyor. Ve söyleminde devam ettiği için  biz artık bunun esprisini yapıyoruz.

Bu sözün bana öğrettiği tek şey sevdiklerimden ayrılırken bir daha göremeyebileceğimi aklımda tutarak elimden geldiğince kalp kırmayaya çalışmak.

Yeğenim ise annesini  çok sevmesine rağmen ona kızdığı zamanlarda  bana"keşke sen benim annem olsan" diyor. 12 yaşına yaklaştığı bu günlerde  aynı olay olsa sanırım ikimiz de ölmeyelim diye dua eder beni gözden çıkarmaz diye umut ediyorum :))