18 Ocak 2012 Çarşamba

Böyle Çalışırım :)

Geçen hafta annem düşmüş, ayağı kırılınca alçıya alındı. Bende evde tek kalmasın diye bize getirdim. Gündüz yalnız olsada en azından akşamları beraber oluruz yemek yapmayı  düşünmez rahat oturur diye düşündüm. Dün de ben işteyken teyzemler bize gitti. Akşam eve gittiğimde yemekler, iki çeşit börek yapılmış, sofra kurulmuş herşey hazır beni bekliyorlar. Üstünü değiştirip hazır sofraya kurulmak ne güzel birşey. İşten geldin yorgunsun diye sofrayı toplamak için yardım etmeme bile izin vermediler :) Evimde misafir oldum.

Teyzemle eniştem gitti, bekar olan teyzemde birkaç gün bizde kalacak. Biraz önce telefonla konuştuk, ütünün yerini sordu sepetteki ütü yığını gözüne çarpmış ütüleyecekmiş :) Böyle bir annem ve teyzemler olduğu için  çok şanlıyım, sevmekle yetinmeyip her konuda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Birde uzak olmasak aynı semtte otursak ne güzel olacak. Kısaca bu hafta ben çok çok rahatım :)) Hazır sofraya kurulup  sonrasında  bol muhabette olacağım :))

13 Ocak 2012 Cuma

Hayal İşte

Bu aralar tembel bir dönemdeyim. Devamlı kendimi evde koltuğa uzanmış, battaniyeye sarılmış bir halde düşünüyorum. Televizyona bile gerek yok, biraz kitap çoğu zamanda boş boş durmak yeter. Yani hiç çalışasım yok. Evde oturmakta bir süre sonra  sıkıcı gelir demeyin, bir şey yapmama hayalim geçtikten sonra bol bol gezerek sıkılmaya vakit bulamam. Bu hayelle dün piyango bileti aldım, genelde amorti bile çıkmıyor ama hayal işte :))

Hayallerin gerçekleştiği bir hafta sonu olsun :))

11 Ocak 2012 Çarşamba

Şah Mat

Yeni yılda okuduğum ilk kitap " Şah Mat" oldu.  Polisiye gerilim olması kitabı almam için yetti. Şehrin korkulu rüyası haline gelmek isteyen bir katil, iletişime geçtiği bir haberler kraliçesi, polise destek veren bir suç psikiyaristisi. Katil cinayetlerine devam edeceğinin haberini verirken diğerleride kendi yöntemleriyle onu yakalamaya çalışıyorlar. Sürükleyici güzel bir kitap, polisiye sevenlere tavsiye ederim.

Kitabım bitmeden evde okunmayı bekleyen yeni kitaplarımın olmasını seviyorum.  Sıradakiler ; Nermin Bezmen " Şeytanın İflası" , Elif Şakaf "İskender" ve Aşye Kulin "Gizli Anların Yolcusu" 

5 Ocak 2012 Perşembe

Kandırmak...

Anneannem ile ablam beni evde teyzemle bırakıp komşuya gidiceklermiş, ben olayı hatırlamadığıma göre sanırım 2- 3 yaşlarındaydım. Gideceklerini belli etmeden kaçmaya çalışıyorlarmış, bende "anlıyorum anlıyorum beni bırakıp gidiceksiniz " diye peşlerini bırakmamışım. Aneannem hala anlatır seni kandırmak ne mümkün cin gibiydin der.

Ama ne kadar cin gibide olsak hepimiz kandırılmışızdır. Küçükken uslu duralım diye, okulda derslerde daha başarılı olalım diye çok vaatlerde bulunulup bazıları gerçekleştirilmedi. Sizi bilmiyorum ama benim ailem çoğu zaman beni kandırmış oldu.  Tabi lise yıllarında da benim kandırdığım zamanlar oldu, mesela ÖSS için hazırlanırken etüddeyim deyipte gezdiğim zamanlar.

Birşekilde birbirimizi kandırdık. Belki de  mecburduk pek fazla seçim hakkımız yoktu, izin almak gerekiyordu, izin verilmeyeceği durumlarda bu yol tek çare gibiydi.

Özünde aynı olsada bu durumları yalan söylemek gibi değerlendiremiyorum. Bir soruya doğru cevap vermiyorsan yalandır. Ama diğerinde bir olaylar bütünü var bana göre kandırmak bu duruma daha çok yakışıyor.

Yetişkin olunca işler değişir sanıyorsun. Ama  yaş 11 veya 31 farketmiyor, sevdikçe güvendikçe hala seni kandıranların olduğunu öğreniyorsun. Bahaneler çeşitli; "senin iyiliğin için" yada "sen üzülme diye" ama sonuç değişmiyor. Öyle yada böyle sonunda üzülüyorsun...

2 Ocak 2012 Pazartesi

Bizde Son Gece


Yazın karınca gibi çalışmanın karşılığında; kışın uğraşmadan, yorulmadan kısa sürede pratik yemekler hazırlayabilmek çok zevkli. Boş buzdolabı bölümüne inat difrizdeki közlenmiş biber, közlenmiş patlıcan, tavuk sayesinde iki kişilik soframızı hemen hazırlandım.

Yeni yıla evde girmek güzeldi ama tek endişem, bütün yılın köşe koltuk üzerinde geçebilme ihtimali :)


Bu düşünceyi hemen unuturak, gecenin sonunda pastamızla ağzımızı tatlandırdıktan sonra, bütün bir yılın böyle tatlı geçmesini diledik :)  Yeni yılın ilk haftası güzel haberlerle,  sevindiren süprizlerle dolu olsun, iyi haftalar :)

29 Aralık 2011 Perşembe

Mutlu Mutlu Seneler Olsun....



Zamanla kaybolan bir alışkanlık da kartlar oldu. Eskiden bayramda yeni yılda arkadaşlara kart yollardım ve alırdım. Telefon, mesaj mail derken gelen kartlarda bitti, bende göndermez oldum.  Sevgili Selin'den gelen paketle bir takvim birde el yazısı ile güzel dileklerle yazılmış bir kartım oldu. Selincim sana tekrardan teşekkür ediyorum tatlım. Bunun nasıl güzel bir duygu olduğunu unutmuşum, kendime not aldım seneye bir sürü kart göndereceğim.

Takvimin ise ayrı bir anlamı var, geliri barınağa gidiyor. Hediye gönderip  sevindirirken bir yandan da sokak köpeklerini de sevindirmiş oluyorsunuz.

Ve bende son durum, anne evi güzel, rahat hoşta artık 3 hafta oldu, bu haftalar içinde sadece pazaraları evde kaldım ve ben evimi çoooook özledim. Hatta aşkımıda özledim çünkü en son pazar görüştük, mesai çıkışları sabaha karşı 3'ü bulunca bizi uyandırmasın diye eve gidiyor. Bu şartlarda beni nasıl yeniyıl sevinci sarsınki :(( biran önce Cumartesi akşamına ışınlanmak istiyorum.

Birde bu yoğun mesai döneminin bende bıraktığı acıyı, haftaya bol bol alışveriş yaparak dindirmeyi düşünüyorum. Şimdilik tek tesellim bu :)

Veee 2012'den önce sağlık, huzur, mutlluk sonrasında gönlümüzden geçen tüm dileklerin gerçekleştiği bir yıl olsun istiyorum.

Mutlu seneler :)))

26 Aralık 2011 Pazartesi

Yeşilçam'a Dair



Küçükken türk filmlerinden bazı şeyler öğrenmiştim. Mesela;  kızdan yüz bulamayan adam veya kötü kaynana, filmin baş kahramanı kıza tuzak kurarlardı. Saf koca adamla kızı anyı yatakda bulur, kızın imdat çığlıklarını duymaz, kendini aldattı diye tokat eşliğinde kızı evden kovardı.

Tv izleyen yaşlılar misali, sanki beni duyucaklarmış gibi söylenirdim, kızın haklı olduğunu nasıl görmezdi hiç anlamazdım. O zamanlar kendi kendime bir karar almıştım. Hangi konuda olursa olsun önyargılı davranmayıp karşımdakine bir açıklama şansı tanıyacaktım. Bu alışkanlığım hala devam ediyor, önce dinle sonra karar ver.

Başka filmlerde de gereksiz düşüncelere kapılırdım. Hani çocuk biyolojik anne va babasının başka bir aile olduğunu öğrenirdi ya bende mutlu bir çocuk olmama rağmen, başıma gelirse ne yaparım diye düşünürdüm. Neden bilmem, Aja Pekkan'ın annem olduğunu düşünürdüm. İlkokuldaki çocuk aklıyla onun çocuğu olmak ne havalı olurdu :)) ama annemede kıyamazdım çok zor bir durumda kalıyordum. neyseki başıma öyle bir durum gelmedide seçim yapmak zorunda kalmadım.

En keyifli olanlar ise Gülşen Bubikoğlu ve Tarık Akan'ın beraber oynadığı filmlerdi. O dönemde düzleştiriciler olmadığı, saçlar kırılmasın diye föne fazla izin verilmediği için kabaran ve gür saçlarla gezmek zorundaydım. Birde tulumları ve desenli uzun elbiselere bayılırdım. Güzel saçları ve güzel elbiseleriyle Gülşen Bubikoğlu'nu izlemek çok keyifli gelirdi.

En komik kısım ise, öpüşme sahneleriydi. Onların öpüşmediklerini kamera hilesi ile öyle gösterildiğini söylemişlerdi. Uzun yıllar inandım, şimdiki çocuklara bunu söylesen inanmazlar bizler çabuk kanıyorduk.

Dün izlediğim eski bir filmde bunlar aklıma geldi, çocukluk güzel şey, farklı  ama masum bir bakış açısı kazandırıyor.

Yılın son haftası güzel geçsin, bu yılıda güzel hatırlayalım.