9 Haziran 2011 Perşembe

Son Kitaplar



Bu kitapta yeniden Dedektif Jane Rizzoli ile beraberiz. Bu defa  hamile olan Jane hastahanedeyken, silahli bir kadın tarafından esir alınan rehinelerden biridir. Başta sıradan bir rehine krizi gibi gözüksede araştırdıkça konular derinleşir.   Yazarın sevmediğim kitabı olmadı hiç bunuda tavsiye ederim.




İkinci kitap sevdiğim yazar Harlan Coben'e ait Büyük Vuruş. İki yazarında ortak özelliği yarattıkları karakterlerdeb vazgeçmeyi sevmemeleri. Spor menajeri Myron Bolitar ana kararkter. Eski tenisci Valerie Simpson öldürülür. Myron, Valerie'nin son günlerde kendisine ulaşmaya çalışmasından da etkilenerek olayı araştırmaya başalr. Sıradan bir cinayet mi yoksa arkasında başla sırlar var mı? cevbı kitapda. Yazarı seviyorum ama bu kitap en sevdiklerim arasında yer almadı.

6 Haziran 2011 Pazartesi

Bir Nişan & Bir Ralli



 


Cumartesi günü gündüz yorucu olsada ablamla olduğum için güzel geçti. Nişanda çok güzeldi, evlerinin bahçesinde yapıldı. Bahçe, masalar çok güzel süslenmişti, telaştan boşken fotosunu çekmeyi unutmuşum. Onun yerine bu seferlik bu mutllu günün anısına eşimle fotoğrafımız burda da olsun dedim .)


Cumartesi eve geç gelince 5 saatlik bir uykunun ardından  pazar sabahı erkenden kalkıp ralli izlemeye gittik.


Orman, temiz hava güzeldi diyeciğim ama ilk izlediğimiz etapta toz içinde kaldık. Hatta birinde pilot araçı kaydırdığı için yukarıdaki toz dumanı oldu. İyi kare yakalamaya çalışan aşkım ise 1-2 dakka boyunca tozun içinde gözükmedi. Akşam eve kir içinde gittik ama genede güzel bir gündü :))

3 Haziran 2011 Cuma

Bugün Cuma


Günlerdir aradığım portföy çantayı nihayet buldum. Gerçi rengi ayayakabımın renginde olamadı ama en yakınını buldum. Onu bulduğum yerde ise bu pörtföy gözüme çarptı ve çok beğendim.  Eşim bunuda alalım deyince ikisinide aldık. Hep sade tonlarda çanta  kullandığım için bu benim için bir ilk :) Gönlüm dolapta bekletmeye el vermiyor sık sık kullanmayı planlıyorum. Hem böylece sade renk takıntımdan da kurtulmuş olurum belki.

İstanbul'da olup da Beyoğlu İş Merkezi'ne uğramamak olmaz. Bazen fazla birşey bulamasamda dün akşam gittiğimde elbiselerin hepsini paket yaptırıp almak istedim. Stradivarius, Zara, Top Shop, Bershka hepsi var.
Şimdilik bir elbise ile yetindim ama tekrar uğramayı planlıyorum.

Yarın sabahtan Anadolu Yakası'na ablama geçeceğim. Gündüz gezip sonrada nişana hazırlanacağız.  Pazar günüde aşkımla ralli izlemeye gideceğim. Akşamları geç yatıp, sabahları hep erken kalkama düşüncesi biraz kötü ama napalım :( Nedemişler erken kalkan yol alır :))

Ve bugün Cuma akşam tatil başlıyor, Herkese bol hareketli güzel bir hafta sonu dilerim :)

1 Haziran 2011 Çarşamba

Haziran

En sevdiğim ay Mayıs olmuştur hep.  Terletmez, üşütmez  güneşli güzel geçer günler. Ama bu kış Mayıs kış gibi geçince umudumu Haziran'a bağladım. Ondan sebep sanırım bugun mutlu uyandım çiçekli elbisemi de giyince ara sıra yüzünü gösteren güneş bende doğdu. Akşamda yaza merhaba partisine katılacağız, yazın geleceğine inanıyorum. Bugün çabuk geçse, çıksam biraz vitrinlere baksam aradığım çantayıı bulsam benden mutlusu olmayacak.

Bahsetmişmiydim ben ikizlerim , birgün mutlu birgün mutsuz değişken bir ruha sahibim. Buraki mutlu mutsuz yazıların sebebi de burcum. Sorumlusu ben değilim yani :))

Haziran hepimiz için güzel geçsin....

31 Mayıs 2011 Salı

Karışık


Önce dinlemek sonra anlamak. Sorunlarda böyle çözülmezmi? Ama cevabın hoşumuza gitmeyeceğini tahmin ediyorsak sormak gerekir mi? Sonuca ulaşmak için bu durumda göze alınır mı? Harekete geçmek veya  görmezden gelmek, seçim sana kalmış.  Bazen herşey kendiliğinden de düzelebilir buda bir çözüm...

Hergün aynı saatte kalkmak, aynı yollardan geçip işe ulaşmak, sonra aynı yollardan dönüp eve ulaşmak. Çay içtiğin bardak, otuduğun koltuk, kahve içtiğin fincanda  hep rutine bağlı kalsanda diğer rutinler zamanla sıkabiliyor. Dönem dönem böyle bir sıkıntı gelebiliyor işte o an sahil kasabası hayalleri de başlıyor.  Ama kaç kişi bu hayali gerçekleştirebilmiş ki ? Yada bu gerçekten senin hayalin mi? Sonra sıkıntı geçiyor , tatlı hayale veda ve rutine dönüş sıkılmadan hayata devam.

Polyanna olduğun zaman bazısı sana imrenir, bazısıda iğneler "hep olumlu mu olmak zorundasın?" diye. Bazısı senin mutluluğun ile mutlu bazısı senin mutsuzluğun ile mutlu. Peki sen nasıl mutlusun? En iyisi bazı şeyleri gör bazı şeyleri görme,  kararında Polyannacılık oyna...

27 Mayıs 2011 Cuma

Yedikule Hayvan Barınağı



Yedikule Hayvan Barınağı sokak hayvanlarının, terkedilen köpeklerin tekrardan mutluluğu bulduğu bir yuva. Bahçeden içeri girdiğinizde biranda havlamalar sizi ürkütebiliyor. Ama sonra bunun sadece sevgi gösterisi olduğunu anlıyorsunuz. Birini sevmeye başladığınız anda etrafınız diğerleriyle sarılmaya başlanıyor. İstedikleri tek şey sevilmek.

Birara her hafta sonu uğruyorduk, yemek dağıtılmasına yardımcı olmak, hasta köpeklerle ilgilenmek yapılabilcek şeyler. Yada sadece sevgi göstermek yeterli. Fotoğraflar gittiğimiz günlerden birine ait. Ordayken kapıya terkedilen bir köpek vardı, onun korku ile titremesi hala gözümün önünde. gecici bir heves ile alıp sonra kendi haline bırakmak vicdansızlık. Bu nedenle barınağın kurucusu Meral abla köpek sahibi olmak için gelenleri sıkı bir incelemeden geçirdikten sonra verip vermeyeceğine karar veriyor. Köpeklerin terkediliş acısını yaşamalarını engellemenin tek yoluda bu.



Köpeklerden korkuyorum gidemem, yada vaktim olmuyor derseniz web sitesinde aylık yayınlanan ihtiyaç listesini inceleyerek yardımcı olabilirsiniz. Gitmek istersenizde yanınızda yedek bir kıyafet bulundurmayı unutmayın :)

http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/ 

Herkeze keyifli bir hafta sonu dilerim...

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Yazılı Olmayan Kurallar

Evde  dısarıda giyilen ayakkabı ile gezilmesini sevmiyorum. Dışarıda çamur olmasa da, araba ile gelmiş olsanda, arabadan inip dairenin kapısına kadar yürüyünce ayakkabı kirlenmiş oluyor. Ben sokak kapısın önündeki girişe bile ev terliği ile basmazken evde sokak ayakkabısı ile gezmek bana göre değil. İşin kötüsü böyle düşünüyorum ama öyle yapanada birşey diyemiyorum. Arkadan bastığı yerleri çamaşır suyu ile silmek bana kalıyor. Ama özel bir davet de ayakkabı ile girilmesine birşey demem tabi :) Ben küçüklüğümden beri alışmışım, annemler ev gezmesine gittikleri zaman yanlarında kıyafetlerine uygun sadece evde giyilen bir ayakkabı götürürdü. Hem kendin şık olursun hem ev temiz kalır :) Yabancı filmlerde ayakkabı ile yataklarına bile rahatça  uzanıyorlar ya , o nevresimleri alıp hemen yıkayasım geliyor :))

Diğer sevmediğim ise bu ara soyunma odasında devamlı rahat hatunlara denk gelmek.  Dolaba eğilmişim  birşey koyuyorum tam geri dönerken çıplak bir popo ile aramda  1 karış mesafe, ayakkabımı bağlıyorum başımı kaldırıyorum bir çift göğüs dibimde. Neyseki herkes bu kadar rahat değil ama arada bu sekilde duşlara kadar gidenler, bu şekilde saçlarını kurutanlar yani bayağı zaman geçirenler var. Amacım kimseyi eleştirmek değil ama çıplak bayan görmekde pek hoşuma gitmiyor.

Otellerin restaurant bölümünde genelde " plaj kıyafeti ile restauranta lütfen girmeyin" tarzı bir yazı olur. Bu yobazlık gerilik değildir, herşeyin bir yakışığı vardır. Artık modernlik, farklılık, rahatlık adı altında  heryerde herşey yapılıyor, giyiliyor . Ödül törenine kot pantolon ile giden var. Bence yakışmıyor, yazılı omayan görgü, ahlak kurallarını unutuyoruz sanırım.