25 Ocak 2011 Salı

Lüsyen


18 yaşınaki Lüsyen Belçika'da bir davette 60 yaşındaki Abdülhak Hamid ile tanışıyor. Herşeyi geride bırakarak onun peşinden İstanbula geliyor.  Birlikte savaşın zor şartlarına dayanıyorlar, Cumhuriyet'in kuruluşuna şait oluyorlar. Abdülhak Hamid dönemin en ünlü şairlerinden biri bu nedenle kitapda dönemin ünlü şairlerinide görebiliyoruz, yeni meclisin çalışmalarına, Atatürk'ün davetlerine de denk geliyoruz.

Ben Abdülhak Hamid'in sadece kendini yenilemesini her devre ayak uydurabilmesini sevdim. Ama bencilliği, çapkınlığı, herşey zorken kaçıp olaylar düzelince kendine fırsat yaratması ise hoşuma gitmedi. Lüsyen ile aralarındaki yaş farkı ile sevgileri  farklı boyutlara giriyor. Lüsyen'i ise pek anlamadım, böyle bir ilişkide onun yaptığı fedakarlıkları yapmazdım.

Kitap biraz roman biraz belgesel tadında. Okumaya değer.

9 yorum:

lolipu dedi ki...

ilginç bir kitaba benziyor. Listeme ekledim:))

Burcu dedi ki...

merak ediyordum nedir konusu diye sağol Handeciğim paylaşımın için :) beni bazen yazardan konudan çok kitabın dış kapağı ve adı da ilgimi çeker bu kitapda isim olarak çekiyor acıkcası bu şekilde alıpda pişman olmadığım kitap yok acıkcası sevgiler...

Ece dedi ki...

Handecim - şu an ben de bu kitabı okuyorum. anlaması zor garip biri ilişki de olsa Lüsyen ile Hamid arasındaki dediğin gibi okumaya değer :)

Hande dedi ki...

Lolipu, dönem kitaplarını seviyorsa daha çok ilgini çeker. Okuyunca yorumunu bekliyorum :)

Burcucum, rica ederim canım. Bende kitap dvdlerde arkasını tamamen okumam. Fazla açıklayıcı yazınca hevesim kaçıyor, 1 - 2 cümle okuyarak veya etrafdan tavsiye ile almayı tercih ediyorum.

Ececim, ilişklileri çok garip dimi. Belki o dönemin şartları da bağlılıklarını etkilemiştir diye düşünüyorum.

Hektor dedi ki...

Abdülhak Hamit ile Lüsyen'in Cumhuriyet'in kuruluşuna şahit oldukları kitapta mı anlatılıyor? Eğer böyleyse tarihi bir yanılgı söz konusu. Tarih kitapları, Lüsyen'in 1920 yılında Hamit'ten ayrılıp İtalyan bir kont'la evlendiğini yazar ve bu tarihten sonraki ilişkileri sadece yazışarak devam eder.

defne dedi ki...

saol Hande :)

Hande dedi ki...

kitabı okumayanlar için küçük bir uyarı içeriği ve sonu bu yorumda olacak, kitabı okumadan bakmayın bence :)

Sevgili Hektor, şuan yılını tam hatırlamamakla beraber dediğin gibi Lüsyen Kont ile evlenip gidince ilişkileri mektupla devam ediyor. Abdülhak Hamit onu ziyarete gidiyor falan. Sonrasında Lüsyen Kontu bırakıp Abdülhak Hamit'e dönüyor. İstanbul'da beraber yaşıyorlar, o öldükten Sonra Lüsyen burda yaşamaya devam ediyor mezarıda Zincirlikuyu'daymış. Cumhuriyet'in kuruluşu diye belirtmiştim, Abdülhak Hamit Meclis'de olunca Atatürk'ün davetlerinde bulunuyorlar. E tabi o dönemdeki gelişmeler ve değişimlerle kuruluşa şahit oluyorlar.

Kitap, Can Dündar'ın arşivlerden yararlanarak yazdıkları, fotoğraflar ve o günkü gazete küpürlerinden oluşuyor. Lüsyen'in geri dönüp burda Abdülhak Hamit ile yaşadığı bu belgelerle kesin gözüküyor. Farklı bir araştırma yapmadım tabi, ben sadece kitaba göre yazdım.

Hektor dedi ki...

Sevgili Hande, aydınlatıcı bilgiler için çok teşekkür ederim. Kitabı okuyunca tüm bu değerlendirmelerini göz önünde tutacağım.

Hande dedi ki...

Defnecim, canım rica ederim. okuyunca senin yorumunuda bekliyorum :)

Hektor; okuyunca yorumlarını beklerim bakalım sen beğenecekmisin :)