Bugün 9 gün tatilimin olmamasına sevindiğim gündeyim. Hafta sonu ve aradaki tatiller güzel oldu, Pazartesi ve Cuma işe gelince tatil sonrası depresyon oluşmadı. Bayramda aldığım kilolar da olmasa , benim için daha keyifli bir Pazartesi olacak. Herkeze iyi haftalar dilerim :)
22 Kasım 2010 Pazartesi
19 Kasım 2010 Cuma
Bayramda İşyerinde
Bayram bitmeden iş başı yaptım maalesef. Pazartesi çalıştım sonra 3 gün tatil bugün gene işdeyim. Yollar sabah bomboşdu, sanki işe değilde bir pazar sabahı yakın bir yerlere gitmek için yola çıkmışım gibi hissettim. Tabi ofise gelince bu his çabuk geçti. İşleyen demir ışıldarmış, bende bugün ışıldayacağım...
Neyse bugün Cuma önümüzde bir hafta sonu tatili var, benim gibi çalışanlara selam gönderip iyi hafta sonları diliyorum.
Neyse bugün Cuma önümüzde bir hafta sonu tatili var, benim gibi çalışanlara selam gönderip iyi hafta sonları diliyorum.
14 Kasım 2010 Pazar
Mimmm
Sevgili Filiz'den güzel bir mim aldım. Hemen uyguluyorum.
Kitaplığınızın karşısına geçin.Gözlerinizi kapatın.Derin bir nefes alın.Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin.Şimdi gözlerinizi açın.Bir kitap seçmiş durumdasınız.O kitabı satın aldığınız, ya da hediye gelmiş de olabilir, anı hatırlamaya çalışın.İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın.Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin.Evet, ne güzel bir koku bu!55.sayfayı bulun.Sayfayı tekrar okuyun.Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın.Daha sonra siz de 3 arkadaşınıza cevaplaması için gönderin.
Benim seçtiğim kitap Boleyn Mirası oldu. Bu seriye Boleyn Kızı ile başladım devamında diğer kitaplarla beraber 6 kitabı da okudum. Şimdi yeni bir kitabı daha çıkmış ama İngiltere tahtındaki oyunlara biraz ara vermek istiyorum. Bu kitapları okuduktan sonra Osmanlı'nın Haremi gözüme biraz masum gözüktü. O dönemlerde Ingiltere Kralı beğendiği kadın evli ise boşandırıp kendine metres yapabiliyor, sonra ondan sıkılınca başkasına geçiyor. Kiliseye karşı gelip evliliğini geçersiz saydırabiliyor. Kim kiminle belli değil. O dönemlerde yaşamak istemezdim.
Kitabı geçen sene okumuştum. 55. sayfasındaki paragraf ise;
Bu uzun yolculuk boyunca, kraliçe olduğumda nasıl davranmam gerektiğini öğrenmeye başladım. Kralın bana eşlik etmesi için gönderdiği İngiliz hanımlar benimle sürekli ingilizce konuştu. Southampton Lordu da girdiğimiz her kasabada yanımdan bir an olsun ayrılmadı, bana rehberlik etti ve yardımcı oldu. Hepsi son derece resmi ve ağırbaşlı insanlar. Herşeyi kuralına, kaidesine uygun yapıyorlar. Tezahüratlara , müziğe ve gittiğimiz her yerde beni görmek için toplanan kalabalığa alışmaya çalışıyorum, onları selamlarken, heyecanımı gizlemeyi yavaş yavaş öğreniyorum. Küçük bir dükün taşralı kızı gibi görünmek istemiyorum. Gerçek bir kraliçe gibi olmalıyım, İngiltere Kraliçesi gibi.
Bu mimi Defne, Meyra ve Elif'e gönderiyorum.
Kitaplığınızın karşısına geçin.Gözlerinizi kapatın.Derin bir nefes alın.Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin.Şimdi gözlerinizi açın.Bir kitap seçmiş durumdasınız.O kitabı satın aldığınız, ya da hediye gelmiş de olabilir, anı hatırlamaya çalışın.İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın.Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin.Evet, ne güzel bir koku bu!55.sayfayı bulun.Sayfayı tekrar okuyun.Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın.Daha sonra siz de 3 arkadaşınıza cevaplaması için gönderin.
Benim seçtiğim kitap Boleyn Mirası oldu. Bu seriye Boleyn Kızı ile başladım devamında diğer kitaplarla beraber 6 kitabı da okudum. Şimdi yeni bir kitabı daha çıkmış ama İngiltere tahtındaki oyunlara biraz ara vermek istiyorum. Bu kitapları okuduktan sonra Osmanlı'nın Haremi gözüme biraz masum gözüktü. O dönemlerde Ingiltere Kralı beğendiği kadın evli ise boşandırıp kendine metres yapabiliyor, sonra ondan sıkılınca başkasına geçiyor. Kiliseye karşı gelip evliliğini geçersiz saydırabiliyor. Kim kiminle belli değil. O dönemlerde yaşamak istemezdim.
Kitabı geçen sene okumuştum. 55. sayfasındaki paragraf ise;
Bu uzun yolculuk boyunca, kraliçe olduğumda nasıl davranmam gerektiğini öğrenmeye başladım. Kralın bana eşlik etmesi için gönderdiği İngiliz hanımlar benimle sürekli ingilizce konuştu. Southampton Lordu da girdiğimiz her kasabada yanımdan bir an olsun ayrılmadı, bana rehberlik etti ve yardımcı oldu. Hepsi son derece resmi ve ağırbaşlı insanlar. Herşeyi kuralına, kaidesine uygun yapıyorlar. Tezahüratlara , müziğe ve gittiğimiz her yerde beni görmek için toplanan kalabalığa alışmaya çalışıyorum, onları selamlarken, heyecanımı gizlemeyi yavaş yavaş öğreniyorum. Küçük bir dükün taşralı kızı gibi görünmek istemiyorum. Gerçek bir kraliçe gibi olmalıyım, İngiltere Kraliçesi gibi.
Bu mimi Defne, Meyra ve Elif'e gönderiyorum.
13 Kasım 2010 Cumartesi
11 Kasım 2010 Perşembe
Bir Pazar Paintball
Bu Pazar günü eğlenceli olduğu kadar yorucu bir gün oldu. Arkadaşlarla Paintball oynamaya gittik. Oyunda 2 takıma ayrılıyorsunuz, her takım kendi kalesinden oyuna başlıyor. Amaç, karşı tarafın bayrağını vurulmadan ele geçirmek. Bu esnada silahlarınızda gıda boyasından oluşan mermilerle karşı tarafın oyuncalarını vuruyorsunuz. Vurulan kaleye dönerek oyuna tekrardan başlıyor.
Koruyucu bir yelek, tulum ve maske size veriliyor. Bu kıyafetlere bürünüp hakemin oyun hakkındaki anlatımından sonra iyice havaya giriyorsunuz. Yürüyüşünüz bile değişiyor:) Maskeyi onay almadan asla çıkarmamanız gerekiyor, mermi göze gelir ise çok tehlikeli.
Yelek acıyı engelliyor ama bacağa veya kola gelirse acayip can yakıyor. Giderseniz tavsiyem altınızda kalın bir eşofman, üstünüzde de kapüşonlu bir sweatshirt giymeniz ve terlemeye karşılık yedek kıyafet almanızdır. Bizim takımda erkekler hücumdaydı bizde bayrağa kimseyi yaklaştırmadık, karşı tarafın bayrağını iki kez alarak oyunun galibi olduk.
Benim gibi spor yapmayanlardansanız bacak ve kollardaki ağrılara da hazırlıklı olun :)
Koruyucu bir yelek, tulum ve maske size veriliyor. Bu kıyafetlere bürünüp hakemin oyun hakkındaki anlatımından sonra iyice havaya giriyorsunuz. Yürüyüşünüz bile değişiyor:) Maskeyi onay almadan asla çıkarmamanız gerekiyor, mermi göze gelir ise çok tehlikeli.
Yelek acıyı engelliyor ama bacağa veya kola gelirse acayip can yakıyor. Giderseniz tavsiyem altınızda kalın bir eşofman, üstünüzde de kapüşonlu bir sweatshirt giymeniz ve terlemeye karşılık yedek kıyafet almanızdır. Bizim takımda erkekler hücumdaydı bizde bayrağa kimseyi yaklaştırmadık, karşı tarafın bayrağını iki kez alarak oyunun galibi olduk.
Benim gibi spor yapmayanlardansanız bacak ve kollardaki ağrılara da hazırlıklı olun :)
10 Kasım 2010 Çarşamba
10 kasım
Saygıyla, sevgiyle şükranla anıyoruz...
9.05'de siren çalarken saygı duruşundaki insanların arasından geçip giden saygısızlara ise diyecek söz çok...
6 Kasım 2010 Cumartesi
Bugün Şanssızdım
Kitaplar raflara sığmayınca yeni eklemeler için Ikea'ya gittik. Yorgunluğu atmak için Strabucks'da bir kahve molası verelim dedik. E tabi H&M'e de uğramadan olmaz diye düşünüyordum. Etrafda H&M poşetleriyle dolaşanları görünce kasalar yoğun olacak diye üzüldüm.
İçeriye girince çok şaşırdım. Mağazaya doğru şeritleri çekmişler içeri parti parti alıyorlar ve dışarıda neredeyse 100 metreden fazla sıra var. Açılışın ilgi ile beklendiğini biliyordum hatta bende onlardan biriyim ama o sıraya girip beklemek hiçde cazip gelmedi. Diğer mağazaları gezerken elinde H&M poşetleriyle gezen mağazaya giren şanslı kişileri kıskanmadım desem yalan olur. Biraz zaman geçsin yoğunluk azalsınsonra şanslı kişilerin arasına katılırım bende.
İçeriye girince çok şaşırdım. Mağazaya doğru şeritleri çekmişler içeri parti parti alıyorlar ve dışarıda neredeyse 100 metreden fazla sıra var. Açılışın ilgi ile beklendiğini biliyordum hatta bende onlardan biriyim ama o sıraya girip beklemek hiçde cazip gelmedi. Diğer mağazaları gezerken elinde H&M poşetleriyle gezen mağazaya giren şanslı kişileri kıskanmadım desem yalan olur. Biraz zaman geçsin yoğunluk azalsınsonra şanslı kişilerin arasına katılırım bende.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




