14 Haziran 2010 Pazartesi

Tatil Ertesi

Zaman durmadı günler hızlıca geçti, tekrardan iş başı yaptım. Tatil sonrası bunalım yerine kendimi motive etmeye çalışıyorum. Mesela çalışırken her şey programlı ilerliyor. Sabah mesai öncesi işe geldiğim için, vaktim oluyor ve takip ettiğim blogları rahatlıkla okuyabiliyorum. Tatilde fazla vakit olmuyor bloglara bakmaya.  Şimdilik başka motive edici birşey bulamadım. Bugünü kurtarmak için bu sebep yeter :) Bologları okumaya devam :)

11 Haziran 2010 Cuma

Zaman



Zamanın hızlı yada yavaş geçmesi, mevcut duruma göre nasıl da değişiyor. Dersteyken zilin çalmasına beş dakika vardır, saate devamlı bakarsın o dakikalar saat gibi yavaş geçer. Ama  bir dostla bir kahve molası verirsin, sohbete bir dalarsın, saatler geçmiş farkında değilsin.

Tatillerde böyle işte, çalışırken upuzun gelen bir hafta tatildeyken çabucak geçiyor. Ve son günler benim için keyifsiz geçiyor. Tatil öncesi son iş gününü ve sonraki ilk günü çok seviyorum. Hep o günde kalsam, o tatil heyacanı ve neşe hiç bitmese. Arkadaki çiçek gibi yolun başında olsam, ya da zaman dursa bugünde kalsam ...

7 Haziran 2010 Pazartesi

Mert Geldiiii



Pazar gecesi 1.30'da telefon çaldı, tek duyduğum "Sancılar arttı, hastahaneye gidiyoruz!" oldu. Acele ile hazırlanıp yağmur, dolu ve fırtına eşliğinde  Bahçeköy - Avcılar arası mesafeyi katedip hastahaneye vardık. Doğum sancıları çeken bir anne, kızının haline dayanamayıp ondan daha beter sancılar çeken bir anneanne izledim. Epiduralsiz normal doğum yapan arkadaşımı tebrik ediyorum ama normal doğu bana uzak görünüyor. 

Neyseki annesini daha fazla üzmeyerek 4:20'de Mert bebek dünyaya geldi. Hepimiz rahatladık :) Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayat sürer inşallah...

6 Haziran 2010 Pazar

Mert'in Şekerleri


Mert'in sepetinden sonra  şekerlerinide bitirdim. Erkek bebeğin sepeti tüylü olur mu dedim, sonra düşündüm neden olmasın. Bebeği daha doğmadan belli bir kalıba sokmamak gerek :))
 Artık doğuma son günler, telefon 24 saat açık haber bekliyoruz, İstanbul'dan fazla uzaklaşamıyoruz. Bir yere gidersek, şekerler ve fotoğraf makinasıda arabada bizimle geliyor, eve dönüp almak için vakit kaybetmeyelim diye. Neyseki havalar serin de şekerler bozulmuyor :))

3 Haziran 2010 Perşembe

Tatil Geldi

Bir Perşembe gününü ancak bu kadar sevebilirim. Çünkü yarın mesai bitimi tatilim başlıyorrrr :) ilk bir haftamı kullanacağım. Bu haftayı ders çalışmak için sınav öncesinde aldım. Çok da tatil gibi değil de desem, genede sabah 7 de kalkmamak ve istediğim saatte yatmak süper olacak. Belki arada ufak kaçışlarda olur :)

İşin acı kısmı eşimin izinlerinin çok fazla olması. Ve 1 hafta sonra ben işe başlarken, onun 1 hafta daha tatile devam edecek olması. İşte bunu düşünmek şimdiden beni kıskandırıyor.

2 Haziran 2010 Çarşamba

Mumlar


Tealight lar hariç aldığı mumları yakmaya kıyamayanlardandım.  Evde aylarca sürecek elektrik kesintisine yetecek kadar mum birikmeye başlayınca yakmaya başladım. Bakktım daha güzelleri her zaman var, bitince yenisini almak kafi.
Genelde evlerde, misafirlere ayrılmış eşyalar vardır. Aman kullanma misafire kalsın denir. Ama ben pek uygulamam, sevdiğim şeyleri kullanma taraftarıyım. Bir mumları ayırırdım, onlarda artık kullanıma açıldı :)

30 Mayıs 2010 Pazar

Haftasonu


Aşkım çalışınca, ama insaflı davranıp arabayı bana bırakınca annemle banada gezmek kaldı. Uzun süren kahvaltı sonrası kendimizi önce İstinye Park sonrada sahilde bulduk. Yeni gladyatör ayakkabı alınca, gezim daha da keyiflendi.

Bu saatler gelince haftasonu bitmiş gibi geliyor. Hiç sevmiyorum bu saatleri :(  Pazartesi için son hazırlıklar başlıyor, fön, ütü vs. Yani şimdi iş çok maalesef